Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Böceklerin Dünyası (Örümcekler)
#1
Böceklerin dünyası
Örümcekler - 1

Bazı okuyucular bu kitabı gördüklerinde, kitabın konusunun kendilerini pek ilgilendirmediğini düşünebilirler. Kendi kendilerine, küçük bir böcek hakkında yazılmış olan bir kitabın hem onlara pek bir şey ifade etmeyeceğini, hem de içinde bulundukları "yoğun tempo" nedeniyle bu tür bir kitaba ayıracak zamanları olmadığını söyleyebilirler.

Buna karşın aynı kişiler, belki de ekonomiyle ya da siyasetle ilgili bir araştırma kitabını ya da bir romanı daha çekici ve daha "yararlı" bulurlar. Ya da başka konulardaki kitapların kendilerine çok daha fazla katkıda bulunacağını sanırlar. Oysa gerçek şu ki, şu anda elinizde tuttuğunuz kitap, onu okuyan kişiye şimdiye dek okuduğu pek çok kitaptan çok daha fazla "yararlı" olacak, ona çok daha fazla katkı sağlayacaktır. Çünkü bu kitap, örümcek denen bu küçük hayvanın özellikleri hakkında detaylı bilgiler vermek için yazılmış bir biyoloji kitabı değildir. Kitap, örümceği konu edinir, fakat yönelttiği hayati gerçek ve verdiği mesaj son derece önemlidir.
Bir anahtar gibi... Anahtar tek başına oldukça önemsiz gözüken bir alettir.

Onu daha önce hiç anahtar görmemiş, dolayısıyla anahtar ile kilit arasındaki ilişkiden haberi olmayan bir insana verirseniz, elindeki şeyi anlamsız ve işe yaramaz bir metal parçası olarak görecektir. Oysa bazen bir anahtar, açtığı kilidin arkasındaki şeye göre, dünyanın en değerli şeylerinden birisi olabilir.
Bu kitap da, örümceği tek başına bir konu olarak ele almak amacıyla değil, onu bir "anahtar" olarak kullanmak amacıyla yazılmıştır. Bu anahtarın açtığı kilidin arkasındaki gerçek ise, bir insan için tüm yaşamı boyunca karşılaşabileceği en büyük gerçektir. Çünkü bu gerçeği çarpıtmak isteyen kişilerin ortaya attığı evrim teorisinin ne kadar asılsız bir teori olduğunu ortaya koyar ve insanoğlunun tarihin başından bu yana bulmak için uğraştığı sorulara cevap verir. "Ben kimim? Ben ve içinde yaşadığım evren nasıl var oldu? Yaşamımın anlamı ve amacı nedir?" benzeri hayati soruların gerçek cevabı, söz konusu kilidin arkasındaki gerçektir.

Cevap şudur; insan ve içinde yaşadığı evren, en ince noktasına kadar tek bir Yaratıcı tarafından yaratılmıştır ve O'nun varlığını göstermek, O'nu yüceltmek için vardır. Her türlü eksiklik ve kusurdan münezzeh olan o Yaratıcı üstün bir güç sahibi olan Allah'tır. Allah'ın Kuran'da bildirdiğine göre, insanın varlığının yegane amacı da, hem kendisinin hem de evrenin bu yaratılmışlığını kavramak ve tüm bunların sahibi olan Allah'a kulluk etmektir.

Bu kavrayışı elde etmek için ise bir çaba gerekir. Çabanın önemli bir kısmı, var olan herşeyi gözlemlemek, bunlar üzerinde düşünmek ve bunlardaki mesajı algılayabilmektir. Çünkü var olan herşey ve özellikle doğadaki her canlı, Allah'ın varlığını gösteren ve özelliklerini tanıtan birer "ayet", yani delildir. Allah, yarattığı insanlara yol göstermek için indirdiği son Kitabında bu "ayetler"e şöyle dikkat çeker:

Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün ard arda gelişinde, insanlara yararlı şeyler ile denizde yüzen gemilerde, Allah'ın yağdırdığı ve kendisiyle yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiği suda, her canlıyı orada üretip-yaymasında, rüzgarları estirmesinde, gökle yer arasında boyun eğdirilmiş bulutları evirip çevirmesinde düşünen bir topluluk için gerçekten ayetler vardır. (Bakara Suresi, 164)
Dikkat edilirse, Kuran'ın "ayet" olarak gösterdikleri, pek çok insanın gözünde alışık oldukları doğa olaylarıdır. Gece ile gündüzün birbirini izlemesi, gemilerin suda batmayıp yüzmeleri, yağmurun toprağa hayat vermesi, rüzgarlar ve bulutlar... Günümüz insanı, bunların hepsinin bilimsel açıklamalarla ve mekanik bir mantık içinde izah edildiklerini, dolayısıyla hiçbir şaşırtıcılık taşımadıklarını düşünür. Oysa bilim, yalnızca var olan çıplak maddesel gerçekliği tasvir etmekte, buna karşın hiçbir zaman "niçin" sorusuna cevap verememektedir. Buna rağmen, dünyaya egemen olan din-dışı toplum düzeninin yarattığı toplu cehalet, insanları bu "ayetler" üzerinde düşünmekten, bunların arkasında çok ayrı bir anlam olduğunu kavramaktan alıkoyar. Nitekim Kuran'da, doğadaki söz konusu "ayetler"in yalnızca "düşünebilen bir topluluk" tarafından görülebileceği bildirilmektedir.

"Düşünebilen bir topluluk" için, aslında doğanın her parçası bir "ayet", bir başka deyişle gerçeğin önündeki kapıları açan birer anahtardır. Doğa neredeyse sonsuz parçaya bölünebileceği için, kapılar ve anahtarların sayısı da neredeyse sonsuzdur aslında. Fakat bazen tek bir kapıyı açmak bile insanı gerçeğe ulaştırabilir. Doğanın içinden çekilip alınacak tek bir parça, örneğin tek bir bitki ya da tek bir hayvan hakkında düşünmek, insanı tüm bir evrenin anlamını kavramaya yaklaştırabilir. İşte bu nedenle, Kuran'da
, "Şüphesiz Allah, bir sivrisineği de, ondan üstün olanı da örnek vermekten çekinmez." denilir, çünkü, "Böylece iman edenler, kuşkusuz bunun Rablerinden gelen bir gerçek olduğunu bilirler..." (Bakara Suresi, 26)
Küçücük bir hayvan olan sivrisinek kadar, yine küçücük bir hayvan olan örümcek de Allah'ın bir ayetidir. Sivrisineğin insanların çoğu tarafından önemsenmeyişi gibi, o da önemsenmez; ama "düşünebilen bir topluluk", bu "ayetler"in taşıdığı mucizeyi görebilir. Bu küçücük hayvanları birer "anahtar" kabul edebilir ve Allah'ın yaratışındaki muhteşemliği görmek için açmak gereken kilidi açabilir.

Örümceklerin çok az kimse tarafından bilinen şaşırtıcı ve hayranlık verici özelliklerini anlatan ve bunu yaparken hep "nasıl" ve "niçin" sorularını soran bu kitap, işte bu amaç için yazılmıştır. Ve sırf bu amaç nedeniyle de, şimdiye kadar okuduğunuz pek çok kitaptan daha önemlidir. Çünkü "düşünebilen bir topluluk"tan olabilmek, insana diğer herşeyden çok daha gereklidir.
Kendinden (bir nimet olarak) göklerde ve yerde olanların tümüne sizin için boyun eğdirdi. Şüphesiz bunda, düşünebilen bir kavim için gerçekten ayetler vardır. (Casiye Suresi, 13)

GİRİŞ

Yeryüzünde yüzlerce cins örümcek yaşar. Bu küçük hayvanlar kimi zaman yuvasının statik hesaplarını yapabilen bir inşaat mühendisi, kimi zaman üstün tasarımlar yapan bir iç mimar, kimi zaman olağanüstü güçlü ve esnek ipler, öldürücü zehirler, eritici asitler üreten bir kimyager, kimi zaman da son derece kurnak taktiklerle avlanan bir avcı olarak karşımıza çıkabilirler.
Sahip oldukları sayısız üstün özelliklere rağmen, günlük hayatta kimse örümceklerin ne kadar özel yaratılmış varlıklar olduğunu düşünmez bile. Bu umursamaz yapıya göre etraftaki herşey gibi örümceklerin varlığının da şaşılacak bir tarafı yoktur. Oysa bu, son derece hatalı bir düşüncedir.

Çünkü doğadaki tüm canlılar gibi örümceklerin davranışlarını örneğin avlanma yöntemlerini, üreme şekillerini, savunma taktiklerini incelediğimizde, bu konuda detaylı bilgiler edindikçe hayret uyandıran örneklerle karşılaşırız.
Doğadaki canlıların tümü yaşamlarını sürdürebilmek için akıl gerektiren davranışlarda bulunurlar. Yetenek, beceri, üstün manevra kabiliyeti gibi tanımlamalarla adlandırılabilecek olan bu davranışların ortak özelliği ise her birinin mutlak surette akıl gerektiren davranışlar olmalarıdır. Bir insanın ancak öğrenme, beceri ve tecrübe gibi özelliklerle kazanacağı yetenekler, bu canlılarda ilk doğdukları andan itibaren vardır. Kitabın ilerleyen bölümlerinde detaylı olarak örneklendirilecek olan bu yeteneklerin nasıl ortaya çıktığı, canlıların bunları nasıl öğrendikleri gibi sorular ise cevaplanması gereken sorulardandır. Son derece akılcı planlar dahilinde hareket eden, hesaplama yaparak avlanan, gerektiğinde bir kimya mühendisi gibi davranarak hangi durumlarda ne gibi bir madde üretmesi gerektiğini bilen bu canlılar, kendilerini inceleyen bilim adamlarını gerçek anlamda bir şaşkınlığa düşürmektedirler. Öyle ki evrimci bilim adamları dahi canlılardaki akıl gerektiren özellikler karşısında itiraflarda bulunmaktadırlar.

Evrimci bir bilim adamı olmasına rağmen Richard Dawkins, Climbing Mount Improbable adlı kitabında örümceklerin davranışlarını "… şaşırtıcı ve aynı zamanda bir zeka gerektiren örümcek ağlarına bakma fırsatımız olacak. Öyle ki bilinçsiz olmalarına rağmen yaptıkları işte ve onu nasıl yaptıklarında bir zeka kullanımı vardır" sözleriyle tanımlamaktadır. Aslında Dawkins bu sözleri sonucunda evrim teorisinin hiçbir mekanizması ile açıklama getirilemeyen "hayvanlardaki bilinç ve akılcı davranışların nasıl ortaya çıktığı, bunun kaynağının ne olduğu" gibi sorularla karşı karşıya kalmaktadır. Gerçekte "Canlılar bu zekayı nasıl ediniyorlar ve bunu nerelerde kullanacaklarını nasıl öğreniyorlar? Nasıl olup da avlanma taktikleri uyguluyorlar?" gibi sorular evrim teorisi savunucularının açık ve kesin cevaplar veremedikleri sorulardır.

Bu noktada evrimcilerin canlılardaki bilinçli ve akılcı davranışlara ne gibi iddialarla cevap vermeye çalıştıklarının incelenmesi yerinde olacaktır. Bunu evrimcilerin iddialarında kullandıkları önemli bir terimin gerçekte ne anlama geldiğini açıklayarak yapalım.
"Canlıların bilinçli davranışlarının nasıl ortaya çıktığı" sorusuna cevap arayan evrimciler "içgüdü" kavramını kullanarak konuya açıklık getirmeye çalışırlar. Ancak bu konuda kesin olarak başarısızdırlar. İçgüdünün kavramı biraz derinlemesine düşünüldüğünde bu gerçek açıkça görülmektedir.

Evrimciler hayvanların fedakarlık, plan kurma, taktik yürütme ya da yetenekleri doğrultusunda işler yapma gibi akıl ve bilinç gerektiren davranışları içgüdüleri sayesinde yaptıklarını söylerler. Elbette ki evrimcilerin bunu söylemeleri yeterli değildir. Bu iddiayla birlikte, bu davranışların ilk olarak ortaya nasıl çıktığı, nesilden nesile nasıl aktarıldığı, içgüdü kavramının canlılara akıl ve bilinç kazandırmayı nasıl başardığı gibi soruların cevaplarını da vermeleri gerekmektedir. Ancak bu gibi sorulara evrimcilerin verebilecekleri kesin bir cevapları yoktur. Buna hemen bir evrimcinin kendi itirafını örnek olarak verebiliriz. Gordon Rattray Taylor evrimci bir genetik uzmanıdır. İçgüdülerle ilgili olarak şöyle söylemektedir:
İçgüdüsel bir davranış ilk olarak nasıl ortaya çıkıyor ve bir türde kalıtımsal olarak nasıl yerleşiyor diye sorsak, bu soruya hiçbir cevap alamayız.
Bazı evrimcilerse içgüdü açıklamasının yanısıra bütün davranışların canlıların genlerinde programlanmış olduğunu söylerler. Ancak bu durumda bu programı yapanın ve canlılara bunu yükleyenin kim olduğu sorusuna cevap vermeleri gerekmektedir. Ancak evrimciler bu soruya da bir cevap verememektedirler.

Teorinin kurucusu olmasına rağmen Charles Darwin bu konudaki çıkmazlarını; "İçgüdülerin birçoğu öylesine şaşırtıcıdır ki, onların gelişimi okura belki teorimi tümüyle yıkmaya yeter güçte görünecektir." sözleriyle ifade etmiştir.

Buraya kadar anlatılanlarda açıkça görüldüğü gibi içgüdü gibi bir kavramla canlıların bilinçli davranışlarına açıklama getirmek hiçbir şekilde mümkün değildir. Elbette ki canlıları programlayan, onlara neler yapacaklarını öğreten bir güç vardır. Ancak bu ne tabiat ana olarak adlandırılan doğanın taşı toprağıdır, ne de yavrusunu canı pahasına koruyan, kendi sürüsünden başka bir canlıyı kurtarmak için geri dönen, düşmanını kandırmak için taktikler uygulayan canlıların kendileridir.

Bu özelliklerin tümünü onlara veren, onları akıllı davranacakları, bilinçli hareket edecekleri şekilde yaratan güç Allah'a aittir. Allah tüm doğadaki canlılarda sayısız örneğini gördüğümüz aklın tek sahibidir. Canlılara neler yapmaları gerektiğini ilham eden Allah'tır.

Hiçbir canlının davranışlarını tesadüflerle, başka herhangi bir mekanizma ile ya da ilginç kavramlarla açıklamak mümkün değildir. Böyle bir iddiada bulunmak sadece bir aldatmaca olmaktan öteye gidemeyecektir. Allah bunu bir ayetinde şöyle bildirmektedir.

De ki: "Siz, Allah'ın dışında taptığınız ortaklarınızı gördünüz mü? Bana haber verin; yerden neyi yaratmışlardır? Ya da onların göklerde bir ortaklığı mı var? Yoksa biz onlara bir kitap vermişiz de onlar bundan (dolayı) apaçık bir belge üzerinde midirler? Hayır, zulmedenler, birbirlerine aldatmadan başkasını vadetmiyorlar. (Fatır Suresi, 40)

Bu kitapta ele alınan canlı yani örümcek de hem davranışları ile hem de sahip olduğu kusursuz mekanizmalarla evrim teorisini tek başına yalanlayan, daha açık bir ifadeyle "evrim teorisini çökerten" canlılardan biridir. İlerleyen sayfalarda örümceğin yaratılışındaki detaylarda Allah'ın sayısız mucizesi görülecek, aynı zamanda sırtını tesadüflere dayamış olan evrimci zihniyetin içine düştüğü aciz ve gülünç durum da bir kez daha gözler önüne serilecektir.
Ara
Cevapla
#2
Böcek Yiyen Bitkiler

Etobur bitkilerin büyüleyici dünyasında kısa bir gezintiye çıkmaya ne dersiniz? Literatürde, Böcek Yiyen Bitkiler (Insectivorous Plants) ve Böcek Kapan Bitkiler (The Fly Trap-Plants) gibi isimlerle de anılan Etobur yani Karnivor bitkiler (Carnivorous Plants) bilimsel olarak ilk defa Charles Darwin tarafından araştırılmıştır.

bitki_etobur1(1).jpg

Etobur bitkilere geçmeden önce, bitkilerin ekosistemdeki önemleri hakkında kısa bir bilgi vermek istiyorum. Yeşil bitkiler, canlı yaşamın devamlılığı için doğanın vazgeçilmez unsurlarıdır. Besin piramidinin tabanında yer aldıkları için, ekosistemin primer (birincil) üreticileri konumundadırlar. Primer üretici organizmalar, yaşadıkları ortamdan aldıkları hammaddeleri (azot, fosfor, potasyum, kalsiyum v.b besin elementleri ile karbondioksit) kullanarak kendileri ve diğer canlıların yaşamları için gerekli olan besinleri sentezleyen organizmalardır. Yeşil bitkilerin önemi, sadece primer üretici olmaları ile sınırlı değildir. Ekosistemin oksijen ve karbondioksit dengesinin korunması ve buna bağlı olarak yeryüzündeki ısı kontrolünün sağlanması da yeşil bitkilerin kontrolü altındadır. Üstlendikleri tüm bu görevler, yeşil bitkilerin doğanın vazgeçilmez unsurları olduklarının çok açık bir göstergesidir.

Bitkilerin de, insanlar, hayvanlar ve diğer canlılar gibi sağlıklı bir yaşam sürdürebilmeleri için dengeli beslenmeleri gerekir. Bitkiler dengeli beslenebilmek için, bulundukları ortamdaki besin maddelerini ihtiyaçları ölçüsünde almak zorundadırlar. Her bitkinin, azot, fosfor, potasyum, demir, bakır, çinko, mangan, klor, molibden ve bor gibi besin elementlerine olan ihtiyacı bir diğerinden farklılıklar gösterir. Acaba bitkilerin tamamı besin ihtiyaçlarını aynı yolla mı sağlamaktadır?

Etobur Bitkiler Niçin Var?

Canlılığın devam edebilmesi için, yeryüzündeki her canlı türünün özel bir görevi bulunmaktadır. Önemsiz olduğunu düşündüğümüz bir karasineğin bile, bazı bitkilerin tozlaşması, ölü organizmaların mekanik parçalanması ve diğer hayvanlara besin kaynağı olması gibi yararlı görevleri bulunmaktadır. Benzer şekilde, çoğumuzun yakın çevremizde görmekten hoşlanmadığı bir eşek dikeni bitkisi de, bazı omurgasızlar için beslenme, barınma ve korunma sağlamaktadır.

Yeryüzündeki her bitki türü, özel bir ekolojik ortamda evrimsel sürecini tamamlayarak günümüze kadar gelmiştir. Bitkiler, bu süreç içinde besin maddelerini temin edebilmek için birbirlerinden farklı beslenme yolları tercih etmişlerdir. Örneğin baklagiller (Fabaceae) familyasına dahil olan bitkiler, ihtiyaç duydukları azotun bir bölümünü topraktan alırlarken, önemli bir bölümünü de azot bağlayan bakteriler (Rhizobium) yardımıyla elde etmektedirler. Bu bitkiler, köklerindeki yumrularda barınan ve atmosferik azotu bağlayan bakterilerle bir arada evrimleşmişlerdir (ko-evolusyon).

Azotlu bileşiklerce zengin toprakları tercih eden ısırgan otu, ballıbaba ve banotu gibi bitkiler, evrim süreçlerini azotlu topraklarda tamamlamışlardır. Doğadaki madde döngüsünün yeterince tamamlanamadığı mineral maddeler bakımından fakir bataklıklar ile kireç oranı yüksek olan topraklarda evrimleşen etobur bitkiler ise azot, fosfor ve potasyum gibi ihtiyaçlarını toprak dışından temin etmek üzere farklılaşmışlardır.

Etobur Bitkiler Nasıl Beslenirler?

Etobur bitkilerin mineral ihtiyaçlarını temin etmek için seçtikleri yol, etçil beslenme şeklidir. Bu bitkiler temel mineralleri, böcekleri, örümcekleri, kabuklu hayvanları, akarları ve bir hücreli hayvanları avlayarak sağlarlar. Yeryüzünde 600 civarında tür ile temsil edilen etobur bitkiler, bu farklı beslenme şekilleriyle 350 binin üzerindeki bitki türü arasında özel bir öneme sahiptir.

Etobur bitkilerin çoğu, bataklık ve turbalıklardaki asit karakterli ortamlarda (pH= 3-6 arası) yaşamaktadır. Bataklıklar gibi aşırı nemli ortamlardaki ölmüş canlılara ait organik kitle, ortamın aşırı asidik olması nedeniyle mikroorganizmalar tarafından yeterince ayrıştırılamadığı için toprağa geri kazandırılan besin maddelerinin miktarı da azalmaktadır. Ayrıca asit oranı yüksek olan bu tip topraklarda, bitkilerin besin maddelerinden yeterince yararlanmaları da zorlaşmaktadır. Bu nedenle bataklıklar, bitkilerin beslenme ihtiyaçları bakımından fakir olan ortamlardır. Böyle bir ortamda yaşamaya uyum sağlayan etobur bitkilerin, mineral madde ihtiyaçlarını yakaladıkları hayvanlardan sağlamaları son derece doğaldır.

Avın Yakalanması ve Sindirilmesi

Etobur bitkilerin avlarını cezbedip yakalayabilmelerini sağlayan kendilerine özgü kokuları, renkleri, lezzetli özsuları ve özel tuzak tipleri bulunmaktadır. Tüm etobur bitkilerde, avı yakalamaya yarayan tuzaklar değişikliğe uğramış yapraklardan başka bir şey değildir. Etobur bitki tuzakları; sürahi tuzaklar, yapışkan tuzaklar, emici tuzaklar ve ani kapanan tuzaklar olmak üzere 4 grup altında toplanabilir.
Ara
Cevapla
#3
ne kadar aç bunlar böle ya biggrin.gif
Ara
Cevapla
#4
akrep ve yengeç örümcek sayılır mı?
Ara
Cevapla
#5
resimgoster.aspx?DIL=1&BELGEANAH=187370&RESIMISIM=2.jpg +13 DİKKAT KARDEŞ ONA GÖRE


Isıran Örümcek:

orumcek1hp3.jpg

Isırıldıktan 5 Gün Sonra:

orumcek3he3.jpg



Isırıldıktan 6 Gün Sonra:
orumcek4lu0.jpg


Isırıldıktan 10 Gün Sonra:
orumcek5ki1.jpg




Etçil örümcek hastanelik etti
Yozgat'ın Yerköy ilçesinde ilk defa görülen etçil örümcek bir kişiyi hastanelik etti.

Reklam



Yerköy ilçe merkezinde oturan Nuriye S. (57) önceki gece yatağında bir örümcek tarafından ısırıldı. Bir süre sonra mide bulanması ve kusma şikayetiyile hastaneye kaldırılan Nuriye S, Yerköy Devlet Hastanesi'nde müşahede altına alındı. Üç ayrı yerinden ısırılan yaşlı kadın tedavisinin ardından taburcu edildi.

Edinilen bilgilere göre Nuriye S'yi ısıran örümceğin ilçede ilk defa görüldüğü açıklandı. Hastane yetkilileri tarafından Tarım İlçe Müdürlüğü'ne gönderilen örümceğin türü ve zehirli olup olmadığı tespit edilecek.

Öte yandan Yerköy Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Said Uslu hastanın sağlık durumunun iyi olduğunu ve hayati tehlikesinin bulunmadığını ifade etti. Örümceğin ise resmi yazı ile birlikte araştırılmak üzere tarım ilçe müdürlüğü yetkililerine gönderildiğini Başhekim Uslu "İlçede böyle bir örümceğe ilk defa rastlanıyor. Örümceği gören herkes daha önce böyle bir örümceğe rastlanılmadığını ifade ediyor. Örümceğin türü tarım ilçe yetkilileri tarafından araştırılacak. İlk edindiğimiz bilgiler böceğin etçil olduğu yönünde" şeklinde konuştu.

+++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++
Örümcek Ağı

Spider%20web%20with%20dew.jpg

www.yeniresim.com_-_Islak_rmcek_Alar_-_B...lkalar.jpg

re9yu4.jpg
geçici heveslere duygu dolu sözlere yer yok benim kalbimde maksat bir sevgili uğruna ölmek değil uğruna ölecek gerçek bir sevgili bulmaktır
Ara
Cevapla
#6
orumcek13.jpg




ÖRÜMCEK AĞLARINDAKİ MÜHENDİSLİK

orumcek4.gif
Örümcek ağları, gerek şekilsel tasarımları gerekse, kendilerini oluşturan iplikçiklerin kimyasal özellikleri nedeniyle gerçek birer mühendislik mucizesidir.
Bahçe örümceklerinin ağ kurmada kullandığı teknikler, inşaat mühendislerinin en son kullandığı tekniklerden aşağı kalmaz:


Ağı Tutturmak

Örümcekler ağlarını kurmak için iki ayrı yüzeye ihtiyaç duyarlar. Ağlar genellikle iki duvarın birleştiği bir köşe ya da iki dal arasında kuruludur. Ancak bazı örümcekler tek bir yüzeyi kullanarak ağlarını yapacak kadar ustadırlar.
Bu örümcek ağını kurmak için yeterince uzun, esnek bir dal tespit ederek işe başlar. İplikçiğini dalın ucuna sıkıca yapıştırır. Örümcek bir yandan dalın aşağı tarafına doğru yürürken diğer yandan iplik- çik salgılamaya devam eder. Belirli bir uzaklığa gelince durur ve iplikçik salgılamayı keser. Salgıladığı iplikçiği kuvvetli bir biçimde kendine doğru çekmeye başlar. Bunun sonucunda dal bir yay gibi bükülür.
orumcekaa2.jpg
Örümcek yaydaki bir tel gibi dümdüz hale gelmiş olan iplikçiğin diğer ucunu bulunduğu yere sıkıca yapıştırır. Örümcek, yeteri kadar yüzeyin oluştuğu bu yayın içinde ağını örmeye başlar.

[B]Ağı Germek [/B]

Örümcekler bazen ağlarını aralarındaki açıklığın çok fazla olduğu iki dal veya kiriş arasında kurarlar. Böyle ağlar oldukça büyük olduğundan av yakalama kapasiteleri de büyüktür. Ne var ki ağın büyük olması zamanla gerginliğinin dolayısıyla da av yakalama kapasitesinin azalmasına neden olur. Bu durumda örümcek ağı yenilemek yerine son derece şaşırtıcı bir iş yapar. Ağın merkezine gelerek buradan yere doğru bir iplikçik salgılamaya başlar.
İplikçiğin ucuna yerden aldığı bir taş ya da kabuğu tutturarak yerden yukarı kaldırır. Ağın ortasından aşağı sarkan bu ağırlık ağın yeniden gerginleşmesine neden olur. Hatta bilim adamları ağırlığı bulunduğu yerden daha yukarı kaldırarak, ağı germe özelliğini ortadan kaldırmıştır. Bu durumda örümcek ağın merkezine gelmiş ve ağırlığın bağlı olduğu iplikçiği yukarı çekmiştir. Bu durumda ağırlık yeniden askıya alınarak, ağın yeniden gerginleşmesi sağlanmıştır.

orumcekaa1.jpg

WwwSelimGumusCom_d11298.jpg

44020173en.jpg
geçici heveslere duygu dolu sözlere yer yok benim kalbimde maksat bir sevgili uğruna ölmek değil uğruna ölecek gerçek bir sevgili bulmaktır
Ara
Cevapla


Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
  Böceklerin dünyası kadam 1 592 03-08-2008, 17:09
Son Yorum: sema eren
  Su Dünyası (İlginç Su Canlıları) kadam 1 489 20-03-2008, 22:16
Son Yorum: sema eren
  Böceklerin dünyası (ilginç böcekler) kadam 5 595 20-03-2008, 22:07
Son Yorum: sema eren
  Kuşların Dünyası - 1 kadam 1 252 22-03-2007, 23:37
Son Yorum: yayindaki_dj
  SU DÜNYASI (somon balıkları) kadam 1 267 22-03-2007, 23:36
Son Yorum: yayindaki_dj
  Böceklerin Dünyası (ARILAR) kadam 1 259 18-03-2007, 04:40
Son Yorum: yayindaki_dj
  Böceklerin Dünyası (Sinek) kadam 2 288 26-02-2007, 16:31
Son Yorum: karasahin
  Böceklerin Dünyası (SİVRİSİNEK) kadam 0 186 09-12-2006, 21:23
Son Yorum: kadam
  Böceklerin dünyası (Böceklerin dünyası) kadam 0 258 09-12-2006, 21:11
Son Yorum: kadam
  BÖCEKLERİN DÜNYASI (Böceklerdeki Uçuş Mucizesi) kadam 0 197 09-12-2006, 21:05
Son Yorum: kadam

Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi