Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Olimpiyat Oyunları
#1
Olimpiyat Oyunları

Olimpiyat Oyunları, veya kısaca Olimpiyatlar, dört yılda bir yapılan geniş kapsamlı bir spor organizasyonudur.

Tarihçe

Antik şekli Eski Yunan'da yapılan oyunlar Fransız soylusu Pierre Frèdy, Baron de Coubertin tarafından 19. yüzyıl'ın sonlarında modernize edilmiştir.

Olimpiyat Oyunları'nın yaz sporlarını içeren ve daha iyi bilineni olan Yaz Olimpiyatları, 1896'dan beri Dünya Savaşları istisnaları hariç her dört yılda bir yapılagelmiştir. Kış Oyunları ise 1924'te yapılmaya başlanmıştır ve 1994'ten beri Yaz Oyunlarının yapıldığı yıllardan iki sene sonra yapılmaktadır.

Antik (Klasik) Olimpiyatlar

Antik Olimpiyatların tarihi tam olarak bilinmemekle birlikte hakkında pek çok söylenti vardır. Olimpiyatların tarihinin MÖ XIV. yüzyıla kadar uzandığı tahmin edilmektedir. Oyunların Yunanistan'ın Olympia yöresinde başladığı tahmin edilmektedir. MÖ 776 yılından itibaren ise oyunların tarihi kesin olarak tutulmaya başlanmıştır.

Oyunlar 12 yüzyıl boyunca hiç ara verilmeden, her dört yılda bir yapıldı. Bir süre Yunan yarımadasının, daha sonraları da Yunanistan'ı ele geçiren Romalılar yoluyla tüm Roma İmparatorluğu'nun katılması ile devam etti.

Tanrılar veya yöresel bir kahraman adına yapıldığı tahmin edilen bu büyük şölenin, ilkel de olsa, mutlaka dine dayalı bir başlangıcı bulunuyor. MÖ 776 yılında yapılan ve I. Olimpiyatlar olarak adlandırılan bu oyunların programında yer alan ve 192 metrelik sahanın boyuna eşit "Stadion" olarak tanımlanan yarışmanın galibi Coroebus da ilk Olimpiyat Şampiyonu'dur. Geleneklere göre, her Olimpiyat Oyunu bu yarışı kazanan atletin adı ile anılıyor.

Zamanla, yarışma sayısı artırıldı, program bir günden beş güne uzatıldı.

XIV. Olimpiyatları'ndan sonra, sahanın geliş - gidişini kapsayan bir yarış eklendi. Sonraları mesafe koşuları, boks, güreş, boks ve güreş karışımı Pankration/Pentatlon denen 5'li yarışma, zırhları ile yarışan askerlerin koşuları ve atlı araba yarışları ile program genişletildi.

Olimpiyat Oyunları'nın ilk 600 yılı içinde, Yunan günlük hayatının vazgeçilmez unsuru olan kölelerin yarışmalara katılmasına izin verilmedi. Katılacak yarışmacıların tamamının Yunan kanından gelmesine özen gösterildi.

Yunan yarımadasının Romalılar eline geçmesi ile durum değişti ve İmparatorluk sınırları içinde yaşayan herkese Olimpiyatlar'a katılma hakkı tanındı. MÖ 146 yılından itibaren, o zamana kadar genellikle Peloponez yörelerinden gelen Olimpiyat şampiyonları, zamanla, "Küçük Asya" denen Anadolu'dan gelenlere boyun eğdiler.

Antik Olimpiyatlar'da kadın sporcular yer alamıyordu. Hatta kadınlar, seyirci olarak dahi sahaya giremiyorlardı. Zaman içinde Olimpiyatlar sırasında, ancak olimpiyat alanı dışında olmak üzere Tanrıça Hera adına bayanlar için yarışmalar düzenlendi.

Oyunlar kademeli olarak Romalılar Yunanistandaki gücünü arttırdıkça etkisini kaybetmeye başladı. Hristiyanlık Roma İmparatorluğu'nun resmi dini olunca oyunların din dışı ve Hristiyan etkisine karşı bir durum olduğu düşünülmeye başladı. 393 yılında İmparator Theodosius bin yılı aşkın tarihi olan oyunları kaldırdı.

Modern Olimpiyat Oyunları

393 yılında Olimpiyat oyunları tam olarak bitmedi. 17. yüzyılda dahi İngiltere'de bu isimle bir spor festivali gerçekleşmekteydi. Bu arada Fransa ve Yunanistan gibi ülkelerde pek çok festival düzenlenmekteydi. Ama bu organizasyonlar daha ufak boyutlu ve yerel düzeydeydi.

Oyunları tekrar organize etme çabası 19. yüzyılın ortalarında Alman arkeologların Olimpia antik kentinin kalıntılarını bulmasından itibaren arttı.

Bu dönemde, Baron de Coubertin 1870-1871 yıllarında Almanya ve Fransa arasındaki savaşı neden Fransa'nın kaybettiğini araştırıyordu. Baron de Coubertin'in düşüncesine göre yenilginin sebebi Fransa'da gerçek anlamda fiziksel eğitimin verilmemesidir. Bunu sporla aşma düşüncesine girer. Ona göre gençlik sadece kapalı sınıflarda değil aynı zamanda, açık havada spor yaparak yetişmelidir. Baron, Fransa'da çağın gerisinde kalan eğitim ve spor kuruluşlarına yeni bir sistem getirmek istedi. Aynı zamanda ülkeleri spor ile daha yakınlaştırarak ve sporla yapılan rekabet ile savaşları önlemenin daha doğru yol olduğunu düşündü.

16 Haziran - 23 Haziran 1894 arasında Paris, Sorbonne Üniversitesi'nde düzenlenen bir kongrede bu düşüncelerini farklı ülkelerden dinleyicilere aktardı. Kongrenin son gününde ilk modern olimpiyat oyunlarının da antik oyunların doğum yeri olan Atina'da, 1896 yılında yapılmasına karar verildi. Oyunları organize etmek için Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) kuruldu. Komitenin ilk başkanı olarak Yunan Demetrius Vikelas seçildi.

Kongrede kabul edilen ilkeler şöyle sıralandı:

Olimpiyatlar, eskiden olduğu gibi, her dört yılda bir yapılacak.
Olimpiyatlar, Klasik Yunan'da olduğunun aksine, tüm dünya sporcularına açık olacak ve yarışma programı, günün sporlarını içerecek.
Yarışmalarda sadece büyükler yer alacak.
Amatörlük kuralları, kesinlikle uygulanacak.
Olimpiyat organizasyonu "gezici" olacak ve her olimpiyat başka bir ülkede yapılacak.
İlk oyunlar Atina'da 1896'da başarı ile tamamlandı. Toplam katılan sporcu sayısı 250'den az olmasına rağmen, oyunlar o tarihe kadar yapılan en çok katılımlı spor organizasyonu oldu. Ve ikinci oyunların düzenlenmesi için IOC, Paris'i tercih etti.

1896 yılında 15 ülkeden 245 sporcu ile başlayan oyunlar, 2002 yılına gelindiğinde Sidney'de 200'ü aşkn ülkeden 10.500 katılımcıya kadar çıktı. Yine Sidney'de 16.000 gazeteci ve televizyon muhabiri bu organizasyonu takip etti. Bu şekilde oyunlar dünyanın en büyük medya olaylarından biri durumuna geldi. Bugün oyunları 4 Milyara aşkın kişinin TV'lerden izleyebildiği bilinmektedir.

Bu denli büyük büyüme yine de sorunlara sebep olmaktadır. 1980'lerdeki finansal sorunlar sponsorlar ve yayın hakları ile bir şekilde çözülsede bu denli yüksek sayıda katılımcı, medya ve seyirciyi konuk etmek şehirler için oldukça büyük yük getirmektedir.

Yunanistan Devletinin Olimpiyat Oyunlarını boykot etme ve yapılmamasını isteme gibi bir hakkı vardır.
Ara
Cevapla
#2
Olimpiyatlardaki Sporlar (Yıllara Göre Ayrıntılı)

   
Ara
Cevapla
#3
Eski sporlar

Halat Çekme

Halat Çekme, 1900, 1904, 1906 (ara oyunlar), 1908, 1912 ve 1920 olimpiyatlarında, bir atletizm branşı olarak yer aldı.

Golf

1900'de ve 1904'te Olimpiyatlarda yer aldı. 1900'de, hem kadınlar hem de erkekler için iki ayrı kategoride düzenlendi. Son yıllarda, golfün yeniden olimpiyat sporlarından biri olması için uğraşlar sürüyor.

Rugby

Topun ayakla vurulmaktan çok elde taşındığı rugby, 1900, 1908, 1920 ve 1924 olimpiyatlarında yer aldı.

Polo

1900, 1908, 1920, 1924 ve 1936'da olimpiyat oynandı.

Lacrosse

Raket benzeri sopalarla oynanan bir hokey türü olan Lacrosse, 1904 ve 1908 olimpiyatlarında resmi spordu. 1928, 1936 ve 1948 Olimpiyatlarında ise gösteri sporu olarak yer aldı.

Diğer eski olimpiyat sporları

Kriket
Kroket (Fransa kökenli Kriket benzeri başka bir spor)
Jeu de Paume (Fransa kökenli raket yerine elle oynanan bir tür tenis)
Pelote basque (Raket yerine ellerin kullanıldığı, açık havada oynanan bir tür squash)
Power boating
Rackets (Squash'in atası sayılan bir kapalı alan oyunu)
Rink hokey (Tekerlekli patenlerle oynanan kapalı salon hokeyi.)
Roque (Bir tür kroket)
Su kayağı
Ara
Cevapla
#4
Olumsuzluklar

Dünya Savaşları

Modern olimpiyatlar yapılmaya başladığı 1896 yılından itibaren iki kez Dünya'yı saran savaş nedeniyle duraklatıldı. 1. Dünya Savaşı sebebiyle 1 kez, 2. Dünya Savaşı sebebiyle ise 2 kez oyunlar iptal edildi.

İskenderiye ve Budapeşte'nin de aday olduğu ve sonunda Berlin'de yapılmasına karar verilen 1916 yılındaki 6. Olimpiyatlar, 1. Dünya Savaşı sebebiyle iptal edildi. Oyunlar 20 yıl sonra 1936 yılında Berlin'de yapılabildi.

Berlin'de yapılan ve Hitler'in gövde gösterisine dönüşen bu oyunlardan 4 sene sonra 1940 yılında Helsinki'de yapılması gereken oyunlar bu defa 2. Dünya Savaşı nedeniyle iptal edildi. 1939 yılında savaş başlamadan 1944 yılındaki oyunların da Londra'da yapılmasına karar verilmişti. Ancak 1944'e gelindiğinde savaşın hala devam etmesi nedeniyle 1944 Olimpiyları da yapılamadı. 2. Dünya Savaşı'nın bitmesi ile oyunlara ev sahipliği yapamayan bu iki şehir 1948 ve 1952'deki Olimpiyları düzenleme hakkını elde etti.

Politika

Politika oyunlar üzerine her zaman etkisini göstermiştir. Bunun ilk ve en önemli örneği 1936 Berlin Olimpiyatları'nda yaşanmıştır. Adolf Hitler, oyunları bir güç gösterisi ve Nazi propagandası için araç olarak kullanmış ve bunda da başarılı olmuştur. Hitler'in yaptığı açılış konuşması tüm dünyada radyodan dinlenmiştir. 1936 Olimpiyatlarına damga vuran olay ise ABD'li siyahı atlet Jesse Owens'ın çıplak ayakla dört altın madalya kazanıp, rekorlar kırması ve ırkçı Hitler'in stadyumu terketmesine sebep olmasıdır.

Sovyetler Birliği 1952 yılına kadar Olimpiyatlara katılmadı. Bunun yerine 1928 yılından itibaren Spartakiads adıyla kendine yakın ülkelerin katılmasıyla başka bir spor organizasyonu düzenledi.

1962 yılında çoğunluğu bağımsız sosyalist ülkelerden oluşan ve önderliğini Endonezya'nın yaptığı bazı ülkeler tarafınan Games of the New Emerging Forces (GANEFO) -Yeni Ortaya Çıkan Güçlerin Oyunları olarak tercüme edilebilecek- yeni bir organizasyon hazırlığı başlatıldı. Bunun üzerine Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC), bu organizasyonda yarışacak sporcuların Olimpiyatlara katılma haklarının olmayacağı şeklinde bir deklarasyon yayınladı. Bir kez 1963'de Jakarta'da yapılan oyunlar, 1967'de Kahire'de yapılması planlandığı halde yapılamadı.

1968 Olimpiyatları iki siyahı atletin olimpiyat tarihine geçecek gösterisine şahit olmuştur. 200 metre yarışında rekor kırarak altın madalya alan Tommie Smith ve aynı yarışta 3. olarak bronz madalya alan John Carlos madalya töreninde siyah eldivenli ellerini yumruk şeklinde havaya kaldırarak adına yarıştığı ABD'deki ırk ayrımcılığını protesto etmişlerdir. Bunun sonucu iki atlet de milli takımdan uzaklaştırılmışlardır.

1996 ile 2002 yılları arasında Afganistan'ın oyunlara katılması ülkedeki Taliban rejim nedeniyle engellendi. Afganistan bu hakkı 2004 yılında tekrar kazandı.

Boykotlar

Ülkelerin çeşitli protestlarını göstermek için Olimpiyatlara katılmayı boykot etmesi oyunları özellikle Soğuk Savaş döneminde oldukça etkilemiştir. Boykotların oyunların gücüne en büyük etkisi ise 1980 ve 1984'de peşpeşe yapılan Moskova ve Los Angeles'deki oyunlarda görülmüştür. 1979 yılında Sovyetler Birliği'nin Afganistan'ı işgal etmesini protesto eden ve ABD'nin başını çektiği 64 ülke Moskova'yı protesto etti. Oyunlara sadece 80 takım katıldı.

Dört sene sonra bu defa ABD'de yapılan olimpiyatları Doğu Bloku ülkeleri boykot etti. SSCB.'nin önderliğinde aralarında Doğu Almanya ve Küba'nın bulunduğu 13 ülke olimpiyatalara katılmadı.

Ancak olimpiyatlar tarihinde ilk boykot 1956 yılında Hollanda, İspanya ve İsviçre tarafından Macaristan'daki ihtilali protesto için yapıldı. Bunun yanında Kamboçya, Mısır, Irak ve Lübnan, Süvevş Bunalımı (Savaşı) olarak da bilinen Arap-İsrail Savaşı'nın protesto için bu olimpiyatlara katılmadı.

1968 ve 1972'de pek çok Afrikalı ülke Yeni Zelanda, Zimbabwe (Rodezya) ve Güney Afrika'nın Olimpiyatlara katılması engellenmesi nedeniyle IOC'nin karar almasını istemiş ve boykotla tehdit emmişlerdir. Son olarak 1976 Montreal Olimpiyatları'na Yeni Zelanda Rugby takımının ırkçı yönetimi nedeniyle sportif ambargo uygulanan Güney Afrika Cumhuriyeti'nde bir turnuvaya katıldıktan sonra olimpiyatlara kabul edilmesini protesto etmek için bu oyunlara katılmamıştır. 22 ülke oyunları boykot etmiştir.

1988'de Kuzey Kore Seul'deki (Güney Kore) oyunlara katılmadı. Bu oyunlara Küba, Etiyopya ve Nikaragua'da katılmadı.

Terör

1972 Münih Olimpiyatları'nda, oyunlar tarihinin ilk ve en önemli terör olayı gerçekleşmiştir. Kara Eylül örgütüne bağlı Filistin'li 8 terörist İsrail adına yarışan 11 sporcuyu esir almıştır. İki sporcuyu hemen öldüren teröristler diğer 9 sporcuyla beraber Almanya'yı terketmek üzere havaalanına geldiklerinde Alman güvenlik güçlerinin operasyon hazırlığında olduğunu farketmiş, 9 sporcuyu öldürüp çatışmaya girmişlerdir. Toplam 18 saat süren olayda 11 sporcunun yanısıra bir Alman polis ve 5 terörist de ölmüştür.

Yine 1972 Olimpiyatları'nda kapanışın yapılacağı 11 Eylül günü Stuttgart'tan bir uçak kaçırıldığı ve Arap teröristlerin törene bomba atacağı haber alındı. Yetkililer kaçırılan uçağı iki adet savaş uçağının takip ettiğini ve Münih'e yaklaşması halinde düşürüleceğini açıkladılar. Ancak bir süre sonra radarın takip ettiğinin başka bir sivil uçak olduğu ortaya çıktı. Kaçırılan uçak ise bir daha bulunamadı.

1996 Atlanta Olimpiyatları'nda Olimpiyat Parkı'nda bir bomba patladı. Patlama sonucu bir seyirci öldü ve 100'den fazla kişi yaralandı. Melih Uzunyol adlı TRT kameramanı ise olayı çekmek üzere koşarken kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Soruşturmaların sonucunda bombayı Eric Robert Rudolph adlı bir ABD vatandaşının koyduğu ortaya çıktı.

Doping Skandalları

Olimpiyatların ruhuna en çok zarar veren etkenlerin başında son yıllarda kullanımı gittikçe artan doping etkisi olan ilaç kullanımı gelmektedir. Özellikle Atina Olimpiyatları'nda başta halter gibi güce dayalı sporlar olmak üzere pek çok doping vakası ile karşılaşıldı ve alınmış pek çok madalya geri iade edildi.

Aslında ilk olimpiyatlarda doping etkili ilaç kullanımı yasak değildi. Hatta 1904 yılında maratonu kazanan Thomas Hicks'e yarış içinde dahi antrenörü tarafından güçlendirici ilaçlar verildi.

Ancak zaman içinde bunun spor ruhuna aykırı olması ve ileri safhalarda sağlık problemleri yaratması sebebiyle yasaklanması söz konusu oldu. İlk olarak 1956 Melbourn'da konu gündeme geldi.

Olimpiyat tarihinin dopinglerle ilgili en dramatik oalyı ise 1960'da gerçekleşti. Danimarkalı bisikletçi Knut Enemark Jensen yarış sırasında bisiklettten düşerek öldü. Daha sonra ölümünün kullandığı dopingli ilaçlardan kaynaklandığı ortaya çıktı. Bu olay üzerine 1963 yılında Avrupa Komisyonu'nda doping konusu ele alındı ve ilk kontroller yetersiz de olsa, 1964 Tokyo Olimpiyatları'nda yapılmaya başladı.

Ancak pek çok spor federasyonun koyduğu dopingli sporcuya men cazasını uygulama kararını IOC ilk olarak 1967'de verdi. Ve Olimpiyatlar tarihinde ilk doping testi pozitif çıkan sporcu 1968 yılında İsveçli atlet Hans-Gunnar Liljenwall oldu. Sporcu kazandığı bronz madalyayı alkol kullanımı nedeniyle kaybetmiş oldu.

Olimpiyatların en bilinen doping olayı ise 100 metre yarışında Seul Olimpiyatları'nda ortaya çıktı. Kanadalı sprinter Ben Johnson yarışı rekor kırarak kazanmış ve bu oyunların belki de en önemli madalyalarından birini kazanmıştı. Ancak doping testleri sonucu pozitif çıkınca madalyayı iade etmek zorunda kaldı ve 2 yıl men cezası aldı.

Son yıllarda oldukça artan dopingli ilaç kullanımı ile Uluslarası Anti Doping Kurumu (WADA) kuruldu ve denetimler oldukça sıklaştırıldı. Ben Johnson olayında olduğu gibi madalyanın verilip sonra alınması ve doping kullanmayan sporcuların hakkı olan dereceyi o sahada alamaması oldukça tartışıldı. Bu yüzden artık sporcular oyunlara katılmadan önce, hatta kendi ülkelerindeki baskınlar ile, testler yaparak dopingi önlemeye ve ilaç kullanan sporcuların oyunlara katılması engellenmeye çalışılıyor.
Ara
Cevapla
#5
Olimpiyatlarda Türkiye

Türkiye Olimpiyatlara ilk kez 1907 yılında davet edildi ve 1908 Olimpiyatları'na katıldı. Modern olimpiyat Oyunları'nın kurucusu Baron Pierre De Coubertin'in İstanbul'u ziyareti sırasında kendisine tercümanlık yapan Galatasaray Lisesi öğrencisi Aleko Mullos, Türkiye adına yarışan ilk sporcu oldu ve katıldığı cimnastik dalında başarılı olamadı.

Selim Sırrı Tarcan, 1912 Olimpiyatları'na giderken, yanında, kendi paralarıyla Stockholm'e gelen Robert Kolej öğrencisi 2 atleti götürdü. 1920 yılındaki oyunlara Türkiye davet edilmedi. 1924 Paris ve 1928 Amsterdam Olimpiyatları'nda en büyük başarı Tayyar Yalaz'ın 4. olması oldu.

1932 yılında Los Angeles'de yapılan oyunlara Türkiye çok uzak olması sebebiyle katılmadı.

Türkiye ilk madalyasının 1936 Berlin Olimpiyatları'nda "Mersinli" lakabıyla anılan Ahmet Kireççi'nin serbest güreşde 3. olarak bronz madalyası ile aldı. İki gün sonra bu kez 61 kiloda güreşen Yaşar Erkan Türkiye'ye olimpiyatlar tarihindeki ilk altın madalyasını getirdi.
Ara
Cevapla
#6
OLİMPİYADLAR'DA TÜRKLER


(1906), 1908, 1912, 1924, 1928, 1936, 1948, 1952, 1956, 1960, 1964, 1968, 1972, 1976, 1984, 1988, 1992, 1996, 2000

Türkler' in Olimpiyat Oyunları'na katılmaları konusunda son iki yılda yapılan araştırmalarla yeni bilgilere ulaşılırken Türk milli Olimpiyat Komitesi'nin kurulmasından önceki olaylar ve kuruluş tarihi konusunda da bazı sorular ortaya çıkmıştır


Türk spor tarihi ve Olimpiyatlar konusunda pek çok kitap ve makaleye imzasını atan merhum Haluk San,''Beden Terbiyesi ve Spor'' dergisinin Eylül 1939 tarihli sayısında yer alan M. Sami Karayel imzalı bir makaleye dayanarak,
“Belgeleri ile Türk Spor Tarihinde Olimpizm veya Olimpik Hareket'' kitabında,Koç Mehmet adında bir Türk pehlivanın 1896 Olimpiyatları'na katılmak için Atina'ya gittiğini yazmıştır

Karayel ,bu konuyu “ Kayıtsız ve kuyutsuz, bayram güreşine gider gibi Atina Olimpiyat Oyunlarına katılmak isteyen Koç Mehmet ‘i Komitesinin kabul etmemesi Olimpiyat kaidelerine göre en uygun hareketti '' diye bağlamıştır
Burada iki hususa dikkat etme gerekir. Birincisi 1896 ‘da Osmanlılar' la Yunanlılar arasında büyük anlaşmazlıklar olmakta Girit adasındaki ayaklanmalar nedeniyle Avrupa ülkeleri de Bab-ı ali'yi sıkıştırmaktadır.bu nedenle,bir Osmanlı vatandaşının Atina'ya yarışmalara katılması imkansız olmasa da, çok güç bir olgudur.ikinci husus,bilindiği gibi Coubert'in aklına gelen her ülkedeki,bilebildiği kişi ve adreslere mektup yazıp Olimpiyatlar' a katılmalarını istemiştir. Ama,katılan sporcuların hemen hiçbiri bir kuruluş tarafından seçilmemiş olup, kendi kulüp veya okulları tarafından yollanmış hatta kendi paraları ile Atina'ya gelmişlerdi.
Atina'da, 1896 Olimpiyatları'na katılıp ta madalya almış 11 ülkenin sadece altısı 1896 Oyunları'ndan önce kendi ülkelerinde bir Milli Olimpiyat kurmuşlardır.
Burada hatırlanması gereken bir husus da,1896'da yarışan İngiltere ve Danimarka'nın 1905' de Mısır'ın 1910'da ve Avusturya İsviçre'nin 19122'da Mili Olimpiyat Komite'lerini kurmuş olmalıdır.
Bu arada kısa adı ile IOC diye bilinen Uluslar arası Olimpiyat komitesi'nin Lozan'daki arşivlerinde yaptığımız bir araştırma, olayın başka bir yönünde yansıtmaktadır. Coubertin, gittiği her yeni ülkede, eğitim ve spor'un ortak yanlarını bulmaya çalışırken bir taraftan da, o ülkelerdeki spor ve diğer sahalarda kendi kabul ettirmiş kişilerle de konuşuyor ve bunlardan bazıları 1894'de kurulacak olan IOC' ye almak istiyordu.Amerika'ya yaptığı ziyaretler sırasında tanıştığı ve 1925 yılına dek birlikte IOC' de görev yapacakları Prof. William M. Sloane' nun Coubertin üzerinde çok büyük etkisi vardı.
Prof. Sloane'nun 2 Mayıs 1898'de Coubertin' e gönderdiği mektuptaki ifadeler, o yıllarda Avrupa ve Amerika'daki egemen topluluklarda ,Türkiye'ye pek de olumlu bir gözle bakılmadığı göstermektedir.
Bu mektubunda Sloane satırlar arasında Fransızlar' in da Türkler' e sıcak bakmadığını anlatıyor gibi.Bu konuda Coubertin' in ne düşündüğü bilinemez ama ,1896 Atina Olimpiyatları'na Türkler' in de davet edildiğine dair hiçbir belge bulunamamıştır. Aslında Coubertin, Atina için yolladığı davet mektuplarını da geç postalamıştır.İlk Modern Olimpiyatlar olan 1896 Atina Oyunları'na, gerçekten hemen her isteyen katılabilmiştir. O sırada, Türk –Yunan gerginliğinin yüksek dozda olması nedeniyle, Koç Mehmet'in,11.Abdülhamit'in izni olmadan Atina'ya gitmesinin zorluğu yanında, haberi dahi olsa, Coubertin' in,böyle bir olay için araya girip, Türkiye'yi düşman gören Yunanlı organizatörlere laf anlatması da biraz zordur.
Aslında, Atina'dan sonraki yıllarda da 11, Abdülhamit' in kuşkulu iktidarı sırasında,bir Olimpiyat'a katılma değil, ülkede spor kulübü adına da olsa, birkaç kişinin bir araya gelmesi dahi düşünülemezdi. Bu nedenle de, Paris' de yapılan 1900Olimpiyatlarına,Türkiye'den katılma olmadığı gibi,ülke'de bu spor şöleninden bahsedildiği dahi bilinmemektedir. St. Louis' de yapılan 1904'deki Olimpiyatlar' a ise uzaklığı nedeniyle,Amerikalılar dışında pek az ülke kalmıştı.


Altın madalya kazanan Kurtuluş'lu Yorgo Albirantis'i Yunanlılar kendi şampiyonları gibi gösterdiler.

Paris ve 1904 St. Louis oyunları'nın, her iki kentteki Dünya Fuarı sırasında yapılması sonunda,daha yeni doğmuş olimpiyatlar kavramını çökerteceğinden korkan Coubertin, Olimpiyatlar' a yepyeni bir ruh getirmek ve canlandırmak amacıyla yeni bir yöntem denedi.Buda bir olimpiyat yılı olmamasına rağmen,1906'da Atina da yapılacak bir” Ara Olimpiyatı ”idi. Coubartin ,1906 yarışmalarının resmi olmayan bir Olipiyat olarak kabul edilmesini ve katılacak sporcuların, kendi ülkeleri adına değil, ferdi olarak veya kentler adına yarışabileceklerini ilan etti.
Olimpiyatlar' in İstanbul'un kapı-komşusu Atina'da yapılacağı haberi ile,Osmanlı topraklarında, daha sonraları yeşeren spor kavramının öncüleri arasında yer alacak bazı gençler harekete geçtiler. Ama etrafta 11. Abdülhamit kabusu vardı. Bu nedenle de İstanbul İzmir ve Selanik kentlerinden sadece bazı gayrı Müslimler ve İzmir'de Yaşayan yabancı uyruklu spor severler 1906 Olimpiyatları'na katıldılar. İlginçtir, bu kentlerden katılan Rus asılı Türk vatandaşlarının çoğu 1906 Olimpiyatları organizasyon komitesi tarafından “Yunan” vatandaşı olarak kabul edilmiş ve jimnastik yarışmaları içinde yer alan “ip'e Tırmanma” branşında saniye ile birici gelen İstanbul Tatavla(kurtuluş) Kulübü'nden yorga Albirantis'in başarısı, Yunan atletlerinin arasında gösterilmiştir


Ay-yıldızlı bayrağımız, ilk kez Stokholm'de yüzünü gösterdi. Kendi imkanları ile İsveç'e gigen iki genç atletten Papazyan (resimde ortada koşuyor) 800 ve 1500 metre seçmelerinde elendi, Takım arkadaşı Mıgırgıç ise çeşitli dallarda katıldığı yarışmalarda, resmi olmamakla birlikte ilk Türkiye Rekorlarının sahibi oldu

Aslında, bu İstanbullu Rumlar belki de, isteseler dahi kendilerini, 11. Abdülhamit'in korkusundan, Osmanlı vatandaşı olarak gösteremezlerdi. Ama, buna karşın, 1906 Resmi Raporu,Ege kıyılarından gelen pek çok sporcunun, Açılış töreninde, Yunan Takımı ile geçit resminde yer aldığını yazmaktadır. Bunlara ilaveten, İzmir ve Selanik'ten de Osmanlı vatandaşı olmayan fakat bu kentlerde yaşayan yabancı uyruklu sporcular da 1906'da yarışmışlardır.
Olimpiyatlar tarihi konusunda çok ve başarılı çalışmaları ile tanınan Amerikalı Dr. Bill Mallon, 1906 Olimpiyatların' da, Osmanlı toprakları içindeki İstanbul İzmir ve Selanik'ten 27 sporcunun katıldığını kaydeder
Dr.Mallon, yaptığı araştırmalar sonunda, bu üç kentten katılan sporcuları iki gurup'da toplar. Birincisi,”Türkiye” kısmında, diğer ise, Osmanlı topraklarında yaşayan “Yabancı Uyruklu” kişiler başlığı altında yer alırlar
İlginçtir –yüzyıllardır memleket toprakları kendi mülkü ve vatandaşları da kendi kulu olarak kabul eden Osmanlı padişahları hiçbir zaman, Bab­- Ali tarafından “Türkiye” olarak anılmamıştır. Buna rağmen, Batı Osmanlı devletini Türkiye olarak anmaktadır. Bu kelime, belki de İtalyanca'daki “Turchia” kelimesinden oluşmuş olabilir.
Bekli de “Hindi “ anlamına gelen ve bu dilde kullanılan “Turkey” kelimesinin kaynağı da, xv.yy'da İzmir'deki bir İngiliz'in hatıratında da görüldüğü gibi “Türki” anlamına gelen“Turky” olarak yazılmasına karşın, zamanla (e) harfinin araya sıkıştırılması ile bugünkü yapısını bulmuştur denebilir. Atina'daki 1906 “Ara Olimpiyatlar”ı sırasınca vesonlarında, Osmanlı devleti, daima” Turkey” olarak yazılmıştır Haluk San'ın Türkiye Milli Olimpiyat tarihini içeren kitabında, İstanbul, İzmir ve Selanik'ten, kendi kentleri adına yarışmalara katılanların bir listesi bulunmaktadır. Dr. Mallon'un yaptığı araştırmalarda ise, Haluk San'ın listesinden de fazla sayıda sporcunun katıldığı ortaya çıkmaktadır. Buna ilaveten, altı yıl sonra tekrardan Olimpiyat'da Türkiye adına koşacak olan Vahram Hepet Papazyan da, Haluk San'ın listesinde bulunmaktadır. İstanbul'dan, Osmanlı vatandaşı olması gereken Rus asıllı sporculara ilaveten, İzmir'den de, çoğunluğu İngiliz ve Fransız uyruklu spor serlerin kurduğu “İzmir Uluslararası” futbol takımı da Atina'da maç yapmıştır.
Olimpiyatlar konusunda Dr. Mallon kadar otorite olan ve meşhur Amerikalı yazar İrving Wallace'in oğlu Davıt Wallechinsky de İzmir takımını sıralarken, futbolculardan birini Ermeni diğerini de Yunanlı olarak göstermiştir. Aslında, bu tanımlamalar da yanlıştır. Zira, sporcular ferdi veya takım halinde katıldıkları bu Oyunlar' da, sadece temsil ettikleri kentlerle anılmışlardır.

Diğer taraftan,Zarek Kuyumciyan adlı Ermeni isimli futbolcunun ‘Ermenistan'lı olarak tanıtılması da doğru değildir.Zira, Ermenistan 1906'da daha kendi başına bir devlet kuramamış olmasına ilaveten, Ermenistan Milli Olimpiyat Komitesi de ancak 1993 yılında IOC tarafından kabul edilmiştir.
Görüldüğü gibi, 1906'da ‘Ara Olimpiyatları'na Osmanlı topraklarından katılanlar konusunda epey karmaşık bir liste ortaya çıkmaktadır.Mallon'un 27 sporcu olarak verdiği liste, sadece Osmanlı vatandaşı olup olmadıkları bilinmeyen, fakat Türkiye'den gelenleri gösterirken, ‘Yabancı Uyruklu' oldukları sanılan ve İstanbul, İzmir ve Selanik'te yaşayanlarıda ayrı bir listede gösteriyor.Bu gruba girenler de İstanbul'dan 13, İzmir'den 16, Selanik'ten 8, Bergama'dan dahi bir sporcu olarak sınıflandırmış durumda. Aslına bakarsanız, İstanbul'da yaşayan ve Atina'da yarıştıktan sonra tekrar İstanbul'a dönen ve Türk vatandaşı olarak bilinen pek çok sporcuda bu ‘Yabancı Uyruklu' diye sınıflandırılan listede yer almış durumda.
Diğer Olimpiyatlarda da olduğu gibi, Atina 1906 konusunda çok detaylı bir araştırma yapan Dr. Mallon'ın, resmi kayıtlardan aldığı bilgilerle, Türkiye'den geldiklerini bildirenleirn adları ve katıldıkları branşlar sadece atletizm,futbol ve kürek sporlarıdır.
İstanbul (Atletizm):Vahram Hepet Papazyan (Robert Kolej). Seçmelerde 800 metrede altıncı ve 1.500 metrede ise dördüncü olmuş ve finale kalamamış.
İzmir(Futbol):İzmir Uluslararası Karması adıyla katılmış.Oyuncular:Edwin Charnaud, Zarek Kuyumciyan, Percy de la Fontaine, Eduard Giraud, Jacques Giraud, Henry Joly, A. James Whittal, Godfrey Whittal, H. Frederick Whittal.
Bu takımdan sadece Kuyumciyan Türk vatanfdaşı olabilir. Diğerleri için Wallechinsky İngiliz, Fransız ve Yunan uyruklu demesine karşın, Mallon, Charnaud'yu Yunanlı, Wallechinsky ise Ermeni olarak göstermekte.
Bu takım İzmir'i temsil etmesine ilave olarak, gerçekten Atina'da uluslararası bir tavır göstermiş. Jacques Giraud, Fransa adına tenis oynamış.Donald Whittal ise aynı zamanda kürek yarışmalarına katılmış.
Selanik (futbol) : Osmanlı toprakları içindeki Selanik'ten Rum adı taşıyan 11 oyuncu katılmış.
Atina 1906”Ara Olimpiyatları” gerçekten büyük bir karmaşa içinde geçmiş , Coubertin,1906 oyunlarında sporcuların ülkelerine temsil etmek yerine,kent adına yada ferden yarışabileceklerini ilan etmesine rağmen, resmi kayıtlarda sporcuların ülkeleri adına yarışmış gibi gösterilmiş.Bu durum belki organizasyonu yapan Yunan yöneticilerin, bilerek yaptıkları bir uygulama olabilir.Zira futbolda Atina takımı Yunan milli takımı gibi kabul edilirken , Osmanlı topraklarındaki Selanik'ten katılan ve hepsi de Rum kökenli olanlar, Selanik takımı
olarak geçmiş.Selanik takımında yer alan ve Rum adı taşıyan oyuncuların, bir Osmanlı toprağı olan Selanik'ten gelmeleri nedeniyle Osmanlı vatandaşı oldukları da düşünülebilir. Diğer taraftan İzmir'den gelen ve çoğu yabancı uyruklu sporculardan kurulu yakım ise, Türkiye veya Osmanlı değil, sadece “İzmir Uluslar arası Takım” diye anılmış.
Danimarka'dan “Milli Takım” diye katılan takıma ilaveten, Atina, Selanik ve İzmir takımlarından oluşan dört takım turnuvaya katılmış. İlk maçta, Yunan takımı Selanik'i 5-0yenmiş, Danimarka da İzmir'i 5-1mağluo etmiş. Birincilik için yapılan maçta ilk devrede Danimarka, Yunanlılara 9-0 durumdayken, Yunan takımı ikinci yarıya çıkmamış. İkincilik için İzmir veya Selanik'le karşılaşması gereken Yunan milli takımı, sahaya çıkmayınca hükmen mağlup sayılmış, ikincilik için yapılan maçta da , İzmir Selanik'i 3-0 yenerek sahadan galip ayrılmış ve Danimarka'nın ardından Olimpiyat ikincisi olmuş.
Modern Olimpiyatlar'ın başlamasından beri üç tane Olimpiyat yapılmasına rağmen, daha mükemmel bir organizasyon gerektiren 1906 “Ara Olimpiyatları” da epey keşmekeş içinde yapılmış. Futbol maçları, bisiklet yarışlarının koşulduğu Neo Phaliron Velodromunda oynanmış. Bu nedenle de seyirciler maş sırasında velodrom un çimlere yakın kısımlarında oturmuşlar ve devre arasında bisiklet yarışlarını seyretmişler.
İzmir ( kürek) : 4 Tek de üç Rum asıllı İzmirli sporcuya ilaveten Donald Whittal da takımda yer almış ve İzmir takımı 7. olmuş.
Dikkat edilirse, Türkiye deki hiçbir spor yazarı, Papazyan!ın 1906 “ Ara Olimpiyatlarında” 800 ve 1,500 metrelere katıldığını kaydetmemiştir. Dr. Mallon'ın yaptığı araştırmaya göre, İstanbul da yaşamasına rağmen “Yabancı Uyruklu” ve “Yunanlı” oldukları belirtilerek yarışmalarda adı geçen 13 sporcu var. Bunlardan yedisi atletizm, üçü jimnastik, ikisi eskrim, bir tanesi de güreş dalında yarışmışlardır. Haluk San'ın yazdığına göre ise, ”Yunanlı” olduğu sanılanlardan bazıları, İstanbul'a döndüklerinde spora devam ettikleri gibi, hayatlarının geri kalan kısmında da hakemlik dahi yapmış Türk vatandaşlarıdır.
Bunların arasında ,en önemli isim ise Tatavla (kurtuluş) Kulübü'nden Yorgo Albiratis olmuştur. Albiratis maalesef belki de II .Abdülhamid'in korkusundan kendini Osmanlı olarak göstermiş ve bunun sonucu olarak da , 10 metrelik ipe tırmanma yarışmasında kazandığı altın madalyada Yunanlıların hesabına kaydolmuştur.
İzmir'den katılan ve aynı kategoride sıralanan Rum isimli 16 sporcu dan 9 u atletizm ( bunlardan biri aynı zamanda haltere katılmış ), ikisi jimnastik, birer tanesi de atçılık, tenis ve bisiklet yarışmalarına katılmış. Son bir sporcunun, futbola katıldığı belirtiliyor . Buda mutlaka “İzmir Uluslar arası Takım”ında oynamayan 12 futbolcu olabilir.
Resmi kayıtlardan çıkan bilgiler göre, Osmanlı toprakları içinde bulunan Selanik'ten de sekiz sporcu katılmış.Bunlardan beşi atletizm, ikisi eskrim biri de jimnastik dalında yarışmışlar. Burada dikkat edilecek husus, İstanbul, İzmir ve Selanik'ten katılan sporcuların hemen tümünün, ister Türk vatandaşı olsun, isterde “İstanbul”da yaşayan “Yunanlı” kategorisinde olsun tümünün Yunan adları taşımasıdır.
Burada, başka bir ilginç husus da kendini göstermektedir. Hangi kategori ile tanımlanırsa tanımlansın, İstanbul, İzmir ve Selanik'ten giden atletizm yarışmalarında finale kalamamalarına rağmen koşu, atlama ve atmalarda belirli dereceler yapmış olması gereken Osmanlı vatandaşlarının dereceleri, bir bakıma, ilk kez uluslar arası bir yarışmada elde edilen sonuçlar olduğundan, branşlarında ilk Türkiye Rekorları olmuştur. Fakat, o yıllarda, koşularda sadece birinciye kronometre tutulmuş ve Papazyan'ın derecesi resmi kayıtlara geçmemiştir. Bilindiği gibi, Türkiye Atletizm Federasyonu 1922'de kurulmuş ve o yıldan sonra yapılan dereceler Türkiye Rekoru olarak kabul edilmeye başlanmıştır.
Coubertin /Selim Sırrı ve Türkiye-Uluslar arası Olimpiyat Komitesi İlişkileri
Londra'da yapılan 1908 Olimpiyatlarına katılan jimnastikçi Moulos'un durumuna geçmeden önce, Baron de Coubertin'in Osmanlı İmparatorluğu Türkiye si ile olan ilişkilerine bakmak gerekir. Türkiye'nin olimpiyatlar tarihi içindeki yerini saptayan spor yazarları, bu ilişkinin Selim Sırrı Bey ‘in kendi ifadelerine dayanarak, Coubertin in 1907'de İstanbul'a gelmesi ile başladığını ifade ederler. Lozan.'daki IOC arşivlerinde yapılan araştırmalar ise, bu ilişkiyi 1905 tarihine kadar götürür. IOC'nin 9-14 haziran 1905 de Brüksel'de yapılan 7. Session'unda sadece IOC üyeleri değil üye olmayan ülkelerden de pek çok temsilci çağırılmıştır. Bu arada Paris'teki Osmanlı büyükelçiliğine bağlı olarak Brüksel'de maslahatgüzar olarak ülkeyi temsil eden Mihran Kavafiyan Efendi de 21 ülkeden davet edilen 200'ü aşkın katılımcı arasında ye almıştır.
Resmi raporlarda “ Mihran Efendi Canaffian “ olarak adı geçen Osmanlı diplomatının Bab-ı aliye nasıl bir rapor yolladığı bilinmemekle birlikte, Coubertin in Osmanlılarda tanışması 1905 yılında başlamıştır denebilir.
Türk spor tarihi konusunda araştırmaları, bilgi, yazdıkları kitap ve makalelerde tanınmış ve spor yazarı kökenli Haluk San ve Cem Atabeyoğlu, Selim Sırrı'nın kitap ve söyleyişlerinden alıntı yaparak, Coubertin in 1907 yazında İstanbul'a geldiğini ve Selim Sırıya IOC üyeliği teklif ettiğini aktarırlar. Coubertin'in bu nazik çağrısına karşılık, Selim Sırrı ülkedeki baskı havasının böyle bir olanağa imkan vermeyeceğini ve koşullar değiştiğinde de bu teklifi kabul edebileceğini söyler.
Selim Sırrı ancak ertesi yıl, II. Meşrutiyetin ilanından sonra İstanbul'da Olimpiyat Komitesini kurduğu hem kendi yazılarında ifade etmiş, konuşmalarında tekrarlamış ve Haluk San'ın da aktardığı gibi, Ahmet İhsan gündelik yayınlanan Servet-i fünun un 5 Ekim 1908 tarihi sayısında, komitenin Selim Sırrı tarafından kurulduğu ve başkanlığa da Selim Sırrı'nın önerisi ile, kendisinin üstlendiğini yazmıştır.

Olimpiyatlar'a ‘takım olarak katılışımızın 50. yılında, İstanbul'da yapılan bir kutlama töreninde, Paris'deki kafile üyelerinden hayatta kalanlar bir araya geldiler.

Coubertin'in 1907'de İstanbul'a gelişi, Selim Sırrı'nın 1908'de olimpiyat komitesini kurması ve Galatasaray Lisesi öğrencisi Moulos'un 1908 Londra Olimpiyat Oyunları'ında jimnastik dalında Türkiye'yi temsil etmesi konularına, bir araştırmacı gözüyle bakıldığında, bazı çelişkiler ortaya çıkmaktadır.
Atabeyoğlu, “ Kurucumuz Selim Sırrı Tarcan “ kitabında, Coubertin'in Selim Sırrı ile olan tanışmasının 20 Temmuz 1907olarak vermektedir. Haluk San ve Cem Atabeyoğlu, bu tanışmanın Coubertin'in dostu olan ve Galatasaray Lisesinde görevli Fransız öğretmen Juery kanalıyla yapıldığını yazarlar. İşin ilginç tarafı, Lozan'da yaptığımız araştırmalarda, arşiv yetkililerinin Coubertin'in İstanbul ziyareti konusunda hiçbir bilgilerinin olmadığı ortaya çıkmıştır. Coubertin'in tüm yazışmaları ve temasları konusunda, raflar dolusu belge sahibi olan arşiv yetkilileri, bunun gerçekten imkansız olduğunu ve gerçekse, bilmedikleri bir hususu öğrendiklerini ifade etmişlerdir.
Coubertin'in tarihlerinde Türkiye'de bulunup bulunmadığını saptamak için, İstanbul'da bir araştırma yapılabilir. Coubertin'in dostu olduğu yazıları, Galatasaray Lisesi öğretim üyelerinden Fransız uyruklu Juery'in okula bıraktığı bazı belgeler bu olaya açıklık getirebilir.
Coubertin'in tren veya gemi ile geldiği düşünülürse, Sirkeci veya Karaköy de olması gereken pasaport noktalarının kayıtları incelenebilir. Belki de eğer bir koleksiyoncunun elinde ise, o yıllara ait Tokatlıyan Oteli'nin, otelde kalanlara gösteren kayıt defterine bakılabilir. Eğer, böyle bir belge bulunabilirse, Coubertin'in İstanbul'a gelmediğini ısrarla iddia eden Lozan'daki IOC Arşiv yetkililerine de, bilmedikleri bir gerçek anlatılabilir.
Diğer taraftan, “ Devlet Politikası ve Toplumsal Yapıyla İlişkileri Açısından SPOR YÖNETİMİ “ adlı doktora çalışmasın da, Doç. Dr. Kurthan Fişek yaptığı tüm araştırmalara rağmen, 1908 yılında, Selim Sırrı ve arkadaşları tarafından ‘Osmanlı Milli Olimpiyat Cemiyeti' adı ile bir derneğin kuruluş kayıtlarına rastlamadığını yazar.Buna rağmen,Osmanlı tarihi konusundaki bilgisiyle tanınmış Hürriyet Gazetesi yazarı ve tarih uzmanı Murat Bardakçı, ‘Hürriyet'in İlanı' ile bir dernek açma salgını yaşandığını ve Selim Sırrı bu konuda bir başvuruda bulunup,izin almışsa, buna ait belgelerin mutlaka bir yerlerde olması gerektiğini söylemektedir.
Aslında İstanbul'daki o zamanki adı ile Tatavla Heraklis diye bilinen Kurtuluş Gençlik Kulübü sporcularından Aleko Moulos'un 1908 Londra Olimpiyatlarına gitmesi ve yarışması konusu da, meraklı bir araştırmacı için çok ilginç bazı gerçekleri ortaya çıkarabilir. Türk Spor Tarihi üzerine çok bilgili olanların, belki de Selim Sırrı'dan naklederek, anlattıklarına göre, Aleko Moulos, Galatasaray Lisesi öğretmeni Juery tarafından Coubertin'i gezdirmesi için tanıştırılan bir genç sporcudur. Coubertin, nakledilenlere göre, Selim Sırrı'nın IOC üyesi olmasının imkansız olduğunu anlayınca, ülkede bir Milli Olimpiyat Komitesi olmamasına rağmen, Moulos'un Londra'da yarışması için kendi ağırlığını kullanmıştır.

Moulos'un Londra'daki yarışmalara katıldığı, resmi raporda olmasına rağmen, Dr. Mallon, Moulos'un katıldığını gösteren bir belge göremediğinden, ‘Türkiye' adına yarıştığına inanılan bu genci, yarışmış olarak kabul etmemektedir.Buna rağmen,resmi spora dayanarak, Moulos'un yarıştığını kabul etsek dahi, aldığı derece konusunda elde hiçbir bilgi yoktur.
Türkiye'nin, Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) ile olan ilişkileri ve Olimpiyatlara katılımı, 1908'den sonra daha düzenli bir hale gelmiştir denebilir. Selim Sırrı ilk kez olarak ve IOC'nin Türkiye temsilcisi niteliği ile 1909'da Berlin'de yapılan IOC Kongresi'ne katılmış ve bir bakıma, ülkede organize bir spor aktivitesi olmadığından, diğer taraftan da, elde edilen para bulunmadığından olacak, biri İstanbul'daki bir atletizm kulübü tarafından finanse edilen, diğeri de kendi parası işle yarışmalara katılan iki Türk sporcusunu 1912 Stokholm Olimpiyatlarına götürmüş ve Vahram Papazyan ve Mıgırdıç Mıgıryan adlı bu atletler Stokholm'de yarışmışlardır. Haluk San kitabında, Papazyan'ın mektubuna dayanarak iki atletin yarışmalarını anlatır.
Aslında,Lozan'da yapılan araştırmalar sonunda, Papazyan'ın 800 metre seçmelerine de katıldığı ve Mıgıryan'ın ise diğer yarışmalarda yer aldığı saptanmıştır. Burada dikkati çeken önemli bir unsur,ülkede resmi bir kuruluş olarak ancak 1922'de faaliyete geçecek Atletizm Federasyonu dahi kurulmadan, bu iki gencin uluslar arası yarışmalarda elde ettikleri derecelerin, resmi olmayan ilk Türkiye Rekorları olarak tesis edilmeleridir. Stokholm'de ferdi yarışmalarda , kronometre ile ölçülen koşuların seçmelerinde sadece birincinin derecesi tutulmuş olduğundan Papazyan'ın 800 metredeki derecesinin ne olduğu bilinmemektedir.
Atma ve atlamalarda metre ve koşularda kronometreye göre verilen puanlarla değerlendirilen pentatlon ve dekatlon yarışmalarında, birinci olarak yer almamasına rağmen, Mıgıryan'ın 100 ve 200 metreler, atma ve atlamalardaki dereceleri, resmi olarak kayıtlara geçmiştir. Türkiye'yi temsil eden bu genç atletlerin katıldıkları yarışmalar aşağıda gösterilmiştir.
PAPAZYAN
6 Temmuz'da katıldığı 800 metre seçmelerinde 8. ve sonuncu olmuş. 8 Temmuzdaki 1500 metre seçmelerinde ise yarışmayı terk etmiş.
MIGIRYAN
7 Temmuz'da sırasıyla uzun atlama, mızrak, 200 metre, disk atma ve 1500 metre yarışmalarından oluşan pentatlon branşında 5.59 metre uzun atlamış, mızrağı 36.87 metreye atmış ve 200 metrede 26.4 koşmuş fakat son iki yarışmaya katılmamış.
Mıgıryan bununla da yetinmemiş; 10 Temmuz'da yapılan gülle atma yarışmasında 10.63 metre ile,katılan 22 atlet arasında 19. olarak yerini almış,ertesi gün yapılan sağ ve sol elle gülle atma yarışmasında da sağ elle 10.85metre ve sol elle de 8.93metre atarak, Olimpiyat 7.si olmuş bir atlettir.Ertesi gün yapılan disk atma yarışmalarına da katılan Mıgıryan 40 atlet arasında 32.98 metre atarak 34. olabilmiş.
O yıllarda bir atletin ferden katılacağı atletizm branşlarının sayısı kısıtlanmadığından 13-15 Temmuz günleri yapılan dekatlon yarışmalarına da katılan Mıgıryan, ilk gün programda yer alan 3 yarışmaya katılmış ve sırasıyla 100metreyi 13.3'de koşmuş, 5.43 uzun atlamış, gülleyi de 11.05metreye ulaştırmış ve geri kalan yedi yarışmaya katılmamış.
Stokholm'deki Türkiye Büyükelçisinin eşinin kendi elleriyle diktiği ay yıldızlı fanila ile yarışan bu iki genç, Olimpiyatlarda katıldıkları yarışmaların sayısı ve çeşitliliği nedeniyle de, kimsenin yenilemeyeceği bir rekor kırmışlardır.
1920 Olimpiyatlarına Türkiye Davet Edilmedi
Klasik Olimpiyatların yapıldığı süre içinde, tüm Yunan topraklarında savaşların durduğu efsanesi, aslında gerçek değildi. Bu süre içinde Olimpiyatlara gelenler ve gidenlere kolaylıkgösterilir ve yol açılırken, savaşlarda devam ederdi. Ama 20. yüzyılda işler tam tersine döndü ve 1914'te çıkan 1. Dünya Savaşı nedeniyle 1916 Olimpiyatları yapılamadı. Savaş sonunda 5-8 Nisan 1919'da 18. toplantısını yapan IOC, savunduğu ideallere yakışmayacak bir karar aldı ve savaştasaldırgan' diye adlandırdıkları ülkelerin 1920 Olimpiyatlarına davet edilmemesini, bu ülkelerin Milli Olimpiyat Komitelerinin tanınmamasını ve IOC üyesi olarak seçtikleri kişilerin de, üyeliklerinin düştüğünü açıkladı.
Bu nedenle Almanya, Avusturya, Macaristan ve Bulgaristan'ın yanında Türkiye'de, Anvers'deki 1920 Olimpiyatlarına katılamadı.
O günlerde Türk ulusu aslında bir yaşam savaşı veriyordu ve 1920'de Olimpiyatlara sporcu göndermek fikri kimsenin de aklından geçemezdi. Ama 2-6 Haziran 1921 tarihinde Lozan'da toplanan 19. IOC kongresinde, Bulgar ve Macar IOC üyeleri yanında Selim Sırrı'nın da, tekrardan üye olmaları ve Türkiye'nin 1924 Paris Olimpiyatlarına davet edilmesi kararlaştırıldı.
Bundan sonra, uzaklığı nedeniyle katılınmayan 1932 Los Angeles, 2. Dünya Savaşı nedeniyle yapılamayan 1940 ve 1944 Olimpiyatları, ve Batı'nın boykot kararına uyarak gidilmeyen 1980 Oyunları hariç, Türkiye tüm Olimpiyatlara katıldı.
Bu arada Türk sporcuları 1936'dan beri 33 altın, 16 gümüş, 15 bronz madalya kazandılar. Ve sadece 976 hariç tüm katıldıkları oyunlardan madalya ile döndüler.
geçici heveslere duygu dolu sözlere yer yok benim kalbimde maksat bir sevgili uğruna ölmek değil uğruna ölecek gerçek bir sevgili bulmaktır
Ara
Cevapla
#7
Olimpiyatlara Katılan Türk Sporcuları

1906 Atina



Atletizm
Vahram Papazyan
1908 Londra


Jimnastik
Aleko Mulos
1912 Stokholm


Atletizm
Mıgırdıç Mıgıryan
Vahram Papazyan
1924 Paris


Atletizm
Ömer Besim Koşalay
Süleyman Kuğu
Rauf Hasağası
Neşet Arısoy
Unvan Tayfuroğlu
Sait Odyak
Şekip Engineri
Mazhar Nazım Resmor
Hüseyin Tarık
Lütfi Padok
Ekrem Güçlüer
Bisiklet
Raif
Fahri Canbaz
Cavit Cav
Eskrim
Fuat Balkan
Futbol
Nedim Kaleci
Kemal Rıfat Kalpakçıoğlu
Hamit Akbay
Mehmet Leblebi
Kadri Göktulga
Alaaddin Baydar
Cafer Çağatay
Zeki Rıza Sporel
Ali Gençay
Bekir Refet
İsmet Uluğ
Bedri Gürsoy
Nihat Bekdik
Sabih Arca
Hamit Arslan Okçu
Kemal Ruhi
İbrahim Kelle
Kamil Rona
Güreş(Greko-Romen)
Mazhar Çakın 58kg
Fuat Akbaş 67kg
Tayyar Yalaz 75kg
Dürrü Sade 75kg
Seyfi C. Berksoy 82.5kg
Halter
Cemal Erçman
Şevki Sezgin
1928 Amsterdam


Atletizm
Semih Türkdoğan
Şinasi Şahingiray
M. Ali Bayar
Ömer Besim Koşalay
Haydar Aşan
Bisiklet
Cavit Cav
Tacettin Öztürkmen
Yunus Nüzhet Unat
Galip Cav
Eskrim
Fuat Balkan
Muhiddin Okyavuz
Nami Yayak
Enver Balkan
Futbol
Kadri Göktulga
İsmet Uluğ
Nihat Bekdik
Mehmet Leblebi
Alaaddin Baydar
Zeki Rıza Sporel
Bekir Refet
Bedri Gürsoy
Sabih Arca
Müslih Peykoğlu
Ulvi Yenal
Osman Kaptan
Burhan Atak
Cevat Seyyid
Kemal Faruki
Latif Yalınlı
Şükrü Erkuş
Baron Feyzi
İzmirli Şevki
Nafiz Orhun
Güreş(Greko-Romen)
Burhan Conker 58kg
Saim Arıkan 62kg
Tayyar Yalaz 67kg
Nuri Boytorun 75kg
A. Şefik 82kg
Mehmet Çoban +82kg
Halter
Cemal Erçman
1936 Berlin


Basketbol
Naili Boran
Jak Habip
Sabri Usluoğlu
Hazdayi Pençe
Kamil Ocak
Şeref Alemdar
Hayri Arsebük
Dionis Sakalak
Nihat Ertuğ
Binicilik
Cevat Kula
Cevat Gürkan
Saim Polatkan
Saadettin Erokay
Bisiklet
Tacettin Öztürkmen
Kazım Bingen
Kirkor Cambaz
Eyüp Yılmaz
Talat Tunçalp
Orhan Suda
Eskrim
Suat F. Aşeni(bayan)
Halet Çambel(bayan)
Enver Balkan
Cihat Teğin
Orhan Adaş
Halim Tokmakçıoğlu
Futbol
Avni Kurgan
Cihat Arman
Lütfü Aksoy
Yaşar Alpaslan
Hüsnü Savman
Faruk Barlas
Hakkı Yeten
Mehmet Reşat Nayır
Adil Bumin
Niyazi Sel
Necdet Cici
İ. Hakkı Alaç
Sait Altınordu
Gündüz Kılıç
Şeref Görkey
Fuat Göztepe
Rebil Erkal
Fikret Arıcan
Güreş(Greko-Romen)
Hüseyin Erkmen 56kg
Yaşar Erkan 61kg
Saim Arıkan 66kg
Nuri Boytorun 72kg
Adnan Yurdaer 79kg
Mustafa Çakmak 87kg
Mehmet Çoban +87kg
(SERBEST)
Ahmet Çakıryıldız 56kg
Yaşar Erkan 61kg
Sadık Soğancı 66kg
Hüseyin Erçetin 72kg
Ahmet Kireççi 79kg
Mustafa Çakmak 87kg
Mehmet Çoban +87kg
Yelken
Turgut Demir
Şeref Birgen
Harun Ülman
Behzat Baydar
1948 Londra


Atletizm
Üner Teoman(bayan)
Raşit Öztaş
Kemal Aksur
Cahit Önel
Seydi Dinçtürk
Rıza Maksut İşman
Erdal Barkay
Mustafa Özcan
Halil Zıraman
Şevket Koru
Ruhi Sarıalp
Doğan Acarbay
Kemal Harolu
Bisiklet
Talat Tunçalp
Orhan Suda
Ali Çetiner
Enver Osmalı
Binicilik
Saim Polatkan
Eyüp Öncü
Kudret Kasar
Selim Çakır
Ziya Azak
Salih Koç
Tevfik Yüzelli
Eyüp Yiğittürk
Kemal Özçelik
Eskrim
Rıza Arseven
Merih Sezen
Vural Bakan
Sabri Tezcan
Nihat Balcan
Nejat Tulgar
Futbol
Cihat Arman
Gündüz Kılıç
Erdoğan Atlıoğlu
Murat Alyüz
Vedil Tosuncuk
Hüseyin Saygun
Ahmet Erol
Bülent Eken
Selahattin Torkal
Naci Özkaya
Fikret Kırcan
Erol Keskin
Lefter Küçükandonyadis
Şükrü Gülesin
Reha Eken
Samim Var
Yavuz Üreten
Hikmet Alparslan
Muzaffer Tokaç
Halit Deringör
Güreş(Greko-Romen)
Kenan Ölcay 52kg
Halil Kaya 57kg
Mehmet Oktav 62kg
Ahmet Şenol 67kg
Ali Özdemir 73kg
Muhlis Tayfur 82kg
Mustafa Çakmak 87kg
Ahmet Kireççi +87kg
(Serbest)
Halit Balamir 52kg
Nasuh Akar 57kg
Gazanfer Bilge 62kg
Celal Atik 67kg
Yaşar Doğu 73kg
Adil Candemir 79kg
Muharrem Candaş 87kg
Sadık Esen +87kg
1952 Helsinki


Atletizm
Halil Zıraman
Erdal Barkay
Doğan Acarbay
Kemal Horolu
Emin Doybak
Turhan Göker
Ekrem Koçak
Akın Altıok
Osman Coşgül
Nuri Turan
Ahmet Aytar
Avni Akgün
Cahit Önel
Basketbol
Ali Uras
Mehmet Ali Yalım
Erdoğan Partener
Yılmaz Gündüz
Sacit Seldüz
Sadi Gülçelik
Nejat Diyarbakırlı
Yüksel Aklan
Turan Tezal
Güney Ülmen
Yalçın Okaya
Altan Dinçer
Futbol
Muzaffer Tokaç
Fevzi Büyükyıldırım
Erdoğan Akın
Rıdvan Balatlı
Cahit Candan
Kamil Altan
Basri Dilimlili
Mustafa Ertan
Ercüment Güder
Necdet Şentürk
Vasıf Çetinel
Tekin Bilge
Yalçın Çaka
Macit Gürdal
Alaaddin Yol aç
Sedat Cçmert
Güreş(Greko-Romen)
Fahrettin Akbaş 52kg
Kemal Demirsüren 57kg
Hasan Bozbey 62kg
Raif Akbulut 67kg
Ahmet Şenol 73kg
M. Ali İslioğlu 73kg
Ali Özdemir 79kg
İsmet Atlı 87kg
(Serbest)
Hasan Gemici 52kg
Cemal Sarıbacak 57kg
Bayram Şit 62kg
Tevfik Yüce 67kg
Haydar Zafer 73kg
Adil Atlan 87kg
İrfan Atan +87kg
1956 Melbourne(Stokholm)
Binicilik
Salih Koç
Kemal Özçelik
Mennan Pasinli
Bedri Böke
Cevdet Sümer
Alpaslan Güneş
Fethi Gürcan
Nail Gönenli
Selim Çakır
Güreş(Greko-Romen)
Dursun Ali Eğribaş 52kg
Yaşar Yılmaz 57kg
Müzahir Sille 62kg
Rıza Doğan 67kg
Mithat Bayrak 73kg
İsmet Atlı 79kg
Adil Atan 87kg
Hamit Kaplan +87kg
İbrahim Karabacak
Bekir Büke
(Serbest)
Hüseyin Akbaş 52kg
Mustafa Dağıştanlı 57kg
Bayram Şit 62kg
Adil Güngör 67kg
İbrahim Zengin 73kg
İsmet Atlı 79kg
Adil Atan 87kg
Hamit Kaplan +87kg
1960 Roma


Atletizm
Canel Konvur(Bayan)
Gül Çıray Akbaş(Bayan)
Aycan Önel(Bayan)
Ekrem Koçak
Cahit Önel
Aydın Onur
Fahir Özgüden
Muharrem Dalkılıç
Çetin Şahiner
Yıldıray Pağda
Yalçın Ünsal
Orhan Altan
Şükrü Saban
Fevzi Pakel
Binicilik
Salih Koç
Cevdet Sümer
Nail Gönenli
Ramiz Egeli
Muhittin Üründal
Futbol
Mustafa Ertan
Cavit Gökalp
Emrullah Küçükbay
Ahmet Tuna Kozan
Suat Özyazıcı
Aydoğan Çipiloğlu
Bilge Tahran
Samim Uygun
Zeki Şensan
Selim Soydan
İbrahim Yalçınkaya
Uğur Köken
Yılmaz Canlısoy
Turhan Yıldız
Asım Bayrak
Ergun Taner
Cenap Doruk
Güven Önüt
Güreş(Greko-Romen)
Kazım Gedik 52kg
Yaşar Yılmaz 57kg
Muzahir Sille 62kg
Adil Güngör 67kg
Mithat Bayrak 73kg
Kazım Ayvaz 79kg
Tevfik Kış 87kg
Tan Tarı +87kg
(Serbest)
Ahmet Bilek 52kg
Hüseyin Akbaş 57kg
Mustafa Dağıstanlı 62kg
Hayrullah Şahinkaya 67kg
İsmail Oğan 73kg
Hasan Güngör 79kg
İsmet Atlı 87kg
Hamit Kaplan +87kg
Yelken
Ersin Demir
Yüzme
Ünsal Fikirci
Engin Ünal
1964 Tokyo


Atletizm
Cahit Önel
Muharrem Dalkılıç
Çetin Şahiner
Aşkın Tuna
Güreş(Greko-Romen)
Burhan Bozkurt 52kg
Ünver Beşergil 57kg
Müzahir Sille 63kg
Kazım Ayvaz 70kg
Gıtasettin Yılmaz 97kg
Hamit Kaplan +97kg
(Serbest)
Cemal Yanılmaz 53kg
Hüseyin Akbaş 57kg
Hayrullah Şahin 63kg
Mahmut Atalay 73kg
Hasan Güngör 87kg
Ahmet Ayık 97kg
Yelken
Erdoğan Arsal
Metin Akdurak
Haluk Kalkış
1968 Mexico City


Atletizm
Aşkın Tuna
Hüseyin Aktaş
Nurullah Candan
Atıcılık
Metin Salihoğlu
Türken Özenbaş
Boks
Fuat Temel 48kg
Yeter Sevimli 60kg
Ali Kılıçoğlu 63.5kg
Celal Sandal 67kg
Güreş(Greko-Romen)
Metin çıkmaz 52kg
Sırrı Acar 78kg
Tevfik Kış 87kg
Gübüz Lü 97kg
Bekir Aksu +97kg
(Serbest)
Mehmet Esenceli 52kg
Ahmet Ayık 97kg
Gıyasettin Yılmaz +97kg
1972 Münih


Atletizm
İsmail Akça
Hikmet Şen
Atıcılık
Fettah Güney
Güneş Yunus
Osman Giraud
Bisiklet
Rıfat Çalışkan
Ali Hüryılmaz
Mevlüt Bora
Seyit Kırmızı
Haluk Güngören
Erol Küçükbakırcı
Boks
Arif Doğru 48kg
Kemal Sonunur 51kg
Hakkı Sözen 67kg
Nazif Kuran 75kg
Eskrim
Özden Ezinler (bayan)
Bülent Erdem
Ali Tayla
Mehmet Akpınar
Güreş(Greko-Romen)
Hızır Sarı 48kg
Ahmet Tren 52kg
Metin Alakoç 62kg
Seyit Hışırlı 68kg
Mehmet Türüt 75kg
Ali Yağmur 82kg
(Serbest)
Sefer Baygın 48kg
Ali Rıza Alan 52kg
Ali Şahin 68kg
Mehmet A. Demirtaş 74kg
Hayri Polat 82kg
Mehmet Güçlü 90kg
Alaaddin Yıldırım 100kg
Halter
Salih Suvar
İsmail Bayram
Osman Mert
Yüzme
Feridun Aybars
Faruk Morkal
1976 Montreal


Atletizm
Hüseyin Aktaş
Veli Ballı
Mehmet Yurdadön
Atıcılık
Güneş Yunus
Mehmet Dursun
Bisiklet
Erol Küçükbakırcı
Yusuf Ecevit
Ferruh Öğünç
Feridun Tazbaşaran
Boks
Ali Canay 48kg
Cemal Sonunur 54kg
Sebahattin Burcu 63.5kg
Güreş(Greko-Romen)
Salih Bora 48kg
Bilal Tabur 52kg
Mehmet Uysal 62kg
Erol Mutlu 68kg
(Serbest)
Kuddisi Özdemir 48kg
Kamil Özdağ 52kg
Vehbi Akday 62kg
Mehmet Sarı 68kg
Yakup Topuz 74kg
Mehmet Uzun 82kg
İsmail Temiz 90kg
Halter
Mehmet Suvar
Kemal Başkır
Tramplen
Suzan Peri Özkum (Bayan)
Judo
Süheyl Yeşilnur
Rafet Güngör
Osman Yanar
1984 Los Angeles


Atletizm
Semra Aksu (Bayan)
Mehmet Yurdadön
Ahmet Altun
Mehmet Terzi
Necdet Ayaz
Atıcılık
Güneş Yunus
Alp Kızılsu
Boks
Mustafa Genç 48kg
Eyüp Can 51kg
Cemal Öner 54kg
Turgut Aykaç 57kg
Fahri Sümer 60kg
Vedat Önsoy 67kg
Eskrim
Haluk Yamaç
Ali Murat Dizioğlu
(Serbest)
Arslan Seyhan 52kg
İbrahim Akgün 57kg
Selman Kaygusuz 62kg
Selahattin Sağan 74kg
Reşit Karabacak 82kg
İsmail Temiz 90kg
Hayri Sezgin 100kg
Ayhan Taşkın +100kg
Halter
Yusuf Dalgınlı
Levent Erdoğan
Hasan Has
Mehmet Altın
Okçuluk
Tülin Çavlı(Bayan)
İzzet Avcı
Kemar Ereneren
Yelken
Ertuğrul Özkan
Alexsandr Tschaikowsky
Yüzme
Ali Gökhan Attaroğlu
Sadri Özün
Sabri Özün
Ahmet Nakkaş
1988 Seoul


Boks
Ramazan Gül 51kg
Vedat Tutuk 54kg
Ali Çelikız 57kg
Kibar Tatar 60kg
Güreş(Greko-Romen)
Erol Kemah 52kg
Zeki Şahin 62kg
Sümer Koçak 68kg
Erhan Balcı 74kg
(Serbest)
İlyas Şükrüoğlu 48kg
Arslan Seyhanlı 52kg
Ahmet Ak 57kg
Selman Kaygusuz 62kg
Fevzi Şeker 68kg
Necim Gençalp 82kg
Mehmet Turkaya 90kg
Hayri Sezgin 100kg
Halter
Levent Erdoğan
Naim Süleymanoğlu
Ali Eroğlu
Huriye Ekşi(Bayan)
İzzet Avcı
Vedat Erbay
Kerem Ersü
Taekwon-do
Züleyha Tan (Bayan)
Harun Ateş
Turgut Uçan
Şakir Bezci
Cengiz Yağız
Şener Özsoy
Metin Şahin
Ali Şahin
Yelken
Halit Haluk Babacan
Arif Gürdenli
İbrahim Kakış
Yüzme
Hakan Eskioğlu
Murat Tahir
1992 Barcelona


Atletizm
Zeki Öztürk
Alper Kasapoğlu
Boks
Mehmet Gürgen
Halter
Halil Mutlu 52kg
Hafız Süleymanoğlu 56kg
Nain Süleymanoğlu 60kg
Erdinç Aslan 110kg
Judo
Hülya Şenyurt(Bayan) 48kg
Alparslan Ayan 71kg
Kürek
Ali Rıza Bilal
Taekwon-do
Arzu Tan(Bayan) 47kg
Ayşegül Ergin(Bayan) 55kg
Metin Şahin 83kg
Ali Şahin 83kg
Abbe Kıvrık +70kg
1996 Atlanta


Atletizm
Aysel Taş(Bayan)
Serap Aktaş(Bayan)
Alper Kasapoğlu
Atıcılık
Alp Kızılsu
Boks
Yaşar Giritli 48kg
Soner Karagöz 54kg
Serdar Yağlı 57kg
Vahdettin İşsever 60kg
Nurhan Süley.oğlu 67kg
Malik Beyleroğlu 81kg
Yusuf Öztürk 81kg
Güreş(Greko-Romen)
geçici heveslere duygu dolu sözlere yer yok benim kalbimde maksat bir sevgili uğruna ölmek değil uğruna ölecek gerçek bir sevgili bulmaktır
Ara
Cevapla
#8
1896 ATİNA

1896 tarihleri arasında Yunanistan'ın başkenti Atina'da yapılan ilk olimpiyat oyunlarına 14 ülkeden 241 sporcu katıldı ve 9 spor dalında 43 branşta yarıştılar. Bu ilk olimpiyatta bayan sporcular yer almadı. Oyunları Yunanistan Kralı 1. Georges açtı.

1896 yılındaki ilk Modern Olimpiyat Oyunları'nda güreş müsabakalarının yapılacağını duyan 20 yaşındaki Deliormanlı Koç Mehmet Pehlivan Atina'nın yolunu tutar. Ancak ne var ki, o tarihte Osmanlı İmparatorluğu, Uluslararası Olimpiyat Komitesi'ne bağlı olmadığı gibi, dönemin yönetimi de spor müsabakalarını yasaklamış hatta sporcuların yurt dışında yarışmaları için gereken izinlerin verilmeyeceğini duyurmuştu. Bu nedenle Koç Mehmet, elinde hiçbir belge olmadan 'bayram alanına' gider gibi Olimpiyatlara gittiği için 'hevesi kursağında kalarak' güreşemeden geri döner.

1900 PARİS

20 Mayıs - 28 Ekim 1900 tarihleri arasında Fransa'nın başkenti Paris'te yapılan oyunlara 26 ülkeden 22'si bayan 997 sporcu katıldı ve 18 spor dalında 95 branşta yarıştılar. Oyunları Fransa Cumhurbaşkanı M. E. Loubet açtı.
Bu olimpiyata Türkiye'den sporcu katılmadı.

1904 SAINT LOUIS

Temmuz-23 Kasım 1904 tarihleri arasında Amerika Birleşik Devletleri'nin Saint Louis kentinde yapılan oyunlara 12 ülkeden 6'sı bayan, 651 sporcu katıldı. Oyunları ABD Başkanı Theador Roosevelt açtı.
Bu olimpiyatlarda Türkiye'den sporcu yer almadı.

1906 ATİNA 

Yunanistan 1896'da gerçekleştirilen ilk Olimpiyatlardan sonra Uluslar arası Olimpiyat Komitesi'ne başvurarak 10. yıl şerefine özel bir olimpiyat organizasyonu düzenlenmesini talep etti. Yunanistan'ın bu talebi kabul edildi ve 1906'da ara olimpiyatlar yapılmasına karar verildi.

Atina'daki oyunlara katılmak için amatörlük onayı aranmadı. 22 Nisan -2 Mayıs 1906 günleri arasında Yunanistan'ın başkenti Atina'da yapılan oyunlara 20 ülkeden 7'si bayan, 877 sporcu katıldı. Bu oyunlara Osmanlı Devleti'ni temsilen İstanbul, İzmir ve Selanik'ten 1 Ermeni, 10 İngiliz, 18 Rum, 1 Musevi olmak üzere 30 sporcu katıldı.
Atletizm, jimnastik eskrim, güreş ve futbol dallarında sporcular Osmanlı Devleti'nin temsil ederken, Bunlar arasında yarışan Yorgo Aliprantis isimli jimnastikçi 10 metrelik ipe tırmanma yarışmasında, 11.4 saniyelik derecesiyle dünya rekoru kırarak birincilik kürsüsüne çıkmıştır. Tatavla Heraklis yani Kurtuluş Gençli Spor Kulübü adına yarışan Aliprantis'in bu rekoru günümüzde de geçerliliğini korumaktadır. Zira, ipe tırmanma yarışı ertesi yıl yarışma kategorisinden çıkartılmıştır. Ara Olimpiyatlarda, İzmir Futbol Karması ikinci, Selanik Futbol Karması ise üçüncü olarak birer gümüş ve bronz madalya kazandılar.
Modern Olimpiyat Oyunları'nın kurucusu Baron Pierre de Coubertin, Uluslararası Olimpiyat Komitesi'ne yeni üyeler kazandırmak amacıyla 1907 yılında dünya turuna çıktı ve İstanbul'da Selim Sırrı Bey'le (Tarcan) buluştu ve Osmanlı Devleti adına elçilik teklifi yaptı. 1908 yılında ise Meşruiyetin ilan edilmesini müteakiben devlet içinde dernek kurma yasası çıktı ve bugünkü Milli Olimpiyat Komitesi'nin temellerini oluşturan Osmanlı Olimpiyat Cemiyeti kuruldu. Bu derneğin kurulmasından sonra Türkiye, resmi olarak Olimpiyat Oyunları'nda temsil edilme hakkını kazanıyordu.

1908 LONDRA

27 Nisan - 31 Ekim 1908 günleri arasında İngiltere'nin başkenti Londra'da düzenlenen Olimpiyat Oyunları'na 22 ülkeden 37'si bayan 2008 sporcu katıldı.

Oyunları İngiltere Kralı VII.Edward açtı. Spor dünyasının 3. Modern Olimpiyatları'nda Baron Pierre Coubertin, İstanbul'daki Kurtuluş Gençlik sporcusu jimnastikçi Aleko Mulos'u olimpiyatlara özel olarak davet etti. Aleko Mulos, olimpiyatlarda ciddi bir başarı elde edemedi ancak Türkiye'yi temsil eden ilk resmi sporcu olarak tarihe geçti.

1912 STOCKHOLM

5 Mayıs-22 Temmuz 1912 tarihleri arasında İsveç'in başkenti Stokholm'de düzenlenen oyunlara 28 ülkeden 48'si bayan 2407 sporcu katıldı.

Bunların arasında Türkiye'den 2 sporcu bulunuyordu. (Vahram Papazyan, Mıgırdıç Mıgıryan) Olimpiyat tarihinde ilk kez iki sporcumuz Milli Olimpiyat Komite'sinin resmi belgeleriyle ülkemizi temsil ettiler.
Oyunları İsveç Kralı 5. Gustav açtı.

1916 BERLİN

1914 yılında patlak veren 1. Dünya Savaşı nedeniyle bu Olimpiyatlar gerçekleştirilemedi.


1920 ANVERS

20 Nisan-12 Eylül 1920 tarihleri arasında Belçika'nın Anvers kentinde düzenlenen bu oyunlara 29 ülkeden 2626 sporcu katıldı.

Almanya ve Avusturya ve Osmanlı Devleti, 1. Dünya Savaşı'na neden olan ülkeler olarak görülmeleri nedeniyle bu oyunlara çağrılmadılar. Oyunları Belçika Kralı 1. Albert açtı.

1924 PARİS

4 Mayıs- 27 Temmuz 1924 tarihleri arasında Paris'te yapılan oyunlara 46 ülkeden 135'i bayan, 3089 sporcu katıldı.

Henüz 7 aylık bir devlet olan Türkiye Cumhuriyeti bu olimpiyat oyunlarında tamamı erkek 40 sporcu tarafından temsil edildi. Oyunları Hollanda Kraliçesi Wilhelmine açtı.
1924 Paris Olimpiyatları'nda milli futbol takımımızda yer aldı. Nedim Kaleci Kadri Göktulga, Ali Gençay, Cafer Çağatay, İsmet Uluğ, Nihat Bekdik, Mehmet Leblebi, Alaeddin Baydar, Zeki Rıza Sporel, Bekir Refet, Bedri Gürsoy, Hamit Akbay, Hamit Arslan, İbrahim Kelle, Kemal Rıfat Kalpakçıoğlu, Sabih Arca, Muhlis Peykoğlu, Kamil Rona ve Kemal Ruhi'den oluşan milli takım Çekoslovakya'ya 5-2 yenilerek elendi.
Türkiye 1924 Olimpiyatları'nda 11 atlet, 3 bisikleti 2 halter 1 eskrim, 5 güreş ve 18 futbol oyuncusu tarafından temsil edildi.

1928 AMSTERDAM

17 Mayıs - 12 Ağustos 1928 günleri arasında Hollanda tarafından Amsterdam'da düzenlenen Oyunlara 46 ülkeden 277'ı bayan 2883 sporcu katıldı.

Türkiye Cumhuriyeti bu Olimpiyat Oyunlarında tamamı erkek 42 sporcu tarafından temsil edildi. Oyunları Hollanda Kraliçesi Wilhelmine açtı.
1928 Olimpiyatları'nda Türkiye'den 6 atlet, 5 bisikletçi, 1 halterci, 4 eskrim sporcusu, 6 güreşçi ve 20 kişiden oluşan bir futbol takımı mücadele etti.

1932 LOS ANGELES

30 Temmuz-14 Ağustos 1932 tarihleri arasında Birleşik Amerika'nın Los Angeles kentinde düzenlenen oyunlara 37 ülkeden 126'si bayan olmak üzere 1332 sporcu katıldı. Türkiye, yolun uzaklığı ve masrafların çokluğu nedeniyle bu olimpiyata katılmadı. Oyunları ABD Başkanı H. Hoover açtı.


1936 BERLİN

1-16 ağustos 1936 tarihleri arasında Almanya'nın başkenti Berlin'de yapılan oyunlara 49 ülkeden 331'i bayan olmak üzere toplam 3963 kişi katıldı.

Türkiye 2'si bayan 60 sporcuyla oyunlarda boy gösterdi. Böylece ilk kez bir Olimpiyatta Türk bayan sporcuları da yer almış oldular. Türkiye ilk madalyalarını 1936 Olimpiyatları'nda elde etti. Oyunları Adolf Hitler açtı. Olimpiyatlar 2. Dünya Savaşı'nın mimarlarından Adolf Hitler'in gövde gösterisi olarak uzun yıllar hafızalara kazındı.
1936 Olimpiyat Oyunları Türk spor tarihinde ve Türk olimpizminde bir altın dönemin başlangıcı oldu. İlk altın madalyamızı bu oyunlarda kazandık, ilk kez bayan sporcularımız Berlin'de boy gösterdiler. Olimpiyat Oyunları tarihinde şeref kürsüsüne çıkan ilk Türk sporcusu serbest güreş 79 kg'da bronz madalya kazanan Mersinli Ahmet Kireççi oldu. Onun ardından grekoromen 61 kg'da Yaşar Erkan altın madalyanın sahibi oldu.
Türkiye, kazandığı 2 madalyayla Olimpiyatları 19. sırada tamamladı.

1940 ve 1944 OLİMPİYAT OYUNLARI 1939 YILINDA PATLAK VEREN 2. DÜNYA SAVAŞI NEDENİYLE YAPILMADI

1948 LONDRA

Savaş sonrasının bu ilk olimpiyatı 27 Temmuz-14 Ağustos günleri arasında İngiltere'nin başkenti Londra'da yapıldı.

2. Dünya Savaşı'na yol açan Almanya, İtalya ve Japonya bu oyunlara alınmadılar. 59 ülkeden 390'i bayan 4104 sporcunun katıldığı olimpiyatı İngiltere Kralı 6. George açtı. Türkiye'den 1'i bayan olmak üzere toplam 68 sporcu katılırken, Türkiye adına büyük bir gurur tablosu vardı. İngilizlerin ünlü Wembley Stadyumu'nda yaklaşık 100 bin seyirci tam altı kez İstiklal Marşı'nı dinledi. Toplam 12 Türk sporcusu şeref kürsüsüne çıktı. Türkiye tamamı güreş sporundan olmak üzere toplam 6 altın madalya kazandı.
Nasuh Akar, Gazenfer Bilge, Celal Atik ve Yaşar Doğu serbest güreş dalında; Mehmet Oktav ve Ahmet Kireççi ise greko-romen güreş dallarında altın madalya kazanan isimler oldular. Muhlis Tayfur, Halit Balamir, Kenan Olcay ve Adil Candemir gümüş, Halil Kaya ve Ruhi Sarıalp ise bronz madalyayla Türkiye'ye dönme başarısı göstererek Olimpiyat tarihine geçtiler.
Türkiye, 1948 Olimpiyatları'nda takım halinde 7. sırayı alma başarısı gösterdi.

1952 HELSİNKİ

17 Temmuz - 3 Ağustos 1952 tarihleri arasında Finlandiya'nın başkenti Helsinki'de düzenlenen Oyunları Finlandiya Cumhurbaşkanı M.J. Paasikivi açtı.

Oyunlara 69 ülkeden 4955 sporcu katıldı. Türkiye'yi Olimpiyatlarda tamamı erkek 60 sporcu temsil etti. Türkiye, 1952 Olimpiyatları'nda güreşte Hasan Gemici ve Bayram Şit altın madalya kazanan isimler olurken, Adil Atan bronz madalya kazandı. Türkiye ülkeler sıralamasında 16. oldu.

1956 MELBOURNE

22 Kasım-8 Aralık 1956 tarihleri arasında düzenlenen Oyunları İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth açtı.

Olimpiyatlara 72 ülkeden, 376'sı bayan 3314 sporcu katıldı. Türkiye'de yaşanan ekonomik sıkıntılar nedeniyle Melbourne'e sadece 15 sporcumuz gidebildi. Türkiye, serbestte Mustafa Dağıstanlı ve Hamit Kaplan, grekoromende Mithat Bayrak'la altın madalya kazandı. İbrahim Zengin ve Rıza Doğan gümüş, Hüseyin Akbaş ve Dursun Ali Eğribaş ise bronz madalya alan diğer sporcularımız oldular. Kazanılan 7 madalyanın tamamı da güreşten geldi.

1960 ROMA

25 Ağustos-11 Eylül 1960 tarihleri arasında İtalya'nın başkenti Roma'da düzenlenen Oyunları İtalya Cumhurbaşkanı M. G. Granchi açtı.

83 ülkeden 611'i bayan toplam 5338 sporcunun katıldığı oyunlarda Türkiye'yi 3'ü bayan toplam 55 sporcu temsil etti. 1960 Roma Oyunları'na Türkiye adına damgasını vuran olay, Türk güreşçilerinin tam 7 altın madalya kazanmasıydı. Ahmet Bilek, Mustafa Dağıstanlı, Hasan Güngör, İsmet Atlı, Müzahir Sille, Mithat Bayrak ve Tevfik Kış 1960 Roma Olimpiyatları'nın Türkiye adına altın madalyaya uzanan isimleri oldular. Yine güreş dalında İsmail Ogan ve Hamit Kaplan gümüş madalya kazanarak kürsü de kendilerine yer buldular.
Türkiye 1960 Roma Olimpiyatları'nda kazandığı 9 madalyayla takım sıralamasında 6. sırayı elde etti.

1964 TOKYO

10-24 Ekim 1964 tarihleri arasında Japonya'nın başkenti Tokyo'da düzenlenen Oyunları Japonya İmparatoru Hiro-Hito açtı.

Türkiye 1964 Tokyo Oyunları'na, atletizm, halter, güreş ve yelkende toplam 25 sporcuyla katıldı. Katılan sporcularımızın tamamı erkekti. Sporcularımız Tokyo'da 2 altın, 3 gümüş ve 1 bronz madalya kazandılar. Türkiye'nin kazandığı tüm madalyalar yine minderden gelirken, İsmail Ogan ve Kaızm Ayvaz Tokyo'da İstiklal Marşımızı çaldıran isimlerdi. Hüseyin Akbaş, Hasan Güngör ve Ahmet Ayık gümüş kazanan isimler olurken, Hamit Kaplan ise Türkiye'ye bronz madalyayla döndü.

1968 MEKSİKO CITY

12-27 Ekim 1968 tarihleri arasında Meksiko City'de düzenlenen Oyunları Meksika Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı L. G. Diaz açtı.

112 ülkenin katılım sağladığı oyunlarda 781 bayan 4 bin 735 erkek sporcu mücadele etti. 2 bin 240 metre yükseklikte düzenlenen Olimpiyat Oyunları'nda Türkiye'yi atıcılıkta 3, atletizmde 4, boksta 6 ve güreşte 16 olmak üzere toplam 33 sporcu temsil etti. Türkiye, Olimpiyatlarda 2 altın madalya kazanırken, madalyalar Mahmut Atalay ve Ahmet Ayık'la yine güreşten geldi.

1972 MÜNİH

26 Ağustos-10 Eylül 1972 tarihleri arasında Federal Almanya'nın Münih kentinde düzenlenen olimpiyata 121 ülkeden 7134 sporcu katıldı.

Türkiye bu olimpiyatta 1'i bayan 47 sporcuyla yarıştı. Oyunları Federal Almanya Cumhurbaşkanı M. Heinemann açtı.
Türkiye Olimpiyatlarda, atıcılıkta 4, atletizmde 4, boksta 7, bisiklette 6, eskrimde 4, halterde 4, güreşte 16, yüzmede 2 sporcuyla Münih'te boy gösterdi. Türkiye kalabalık katılımına rağmen 1972 olimpiyatlarında sadece 1 gümüş madalya kazanabildi. Türkiye'nin olimpiyatlardaki tek madalyasının sahibi ise güreşte Vehbi Akdağ oldu.

1976 MONTREAL

17 Temmuz-1 Ağustos 1976 tarihleri arasında Kanada'nın Montreal kentinde düzenlenen Olimpiyatı İngiltere Kraliçesi 2. Elizatbeth açtı. 92 ülkeden 1260'ı bayan toplam 6084 sporcu katıldı.

Türkiye Olimpiyatlarda 1'i bayan 30 sporcuyla temsil edildi. Atletizm'de 3, boksta 3, bisiklette 4, halterde 2, judoda 3, atıcılıkta 3, güreşte 11 ve tramplen atlamada 1 sporcumuz Montreal'de mücadele etti. Ancak 1976 Montreal Olimpiyatları tek bir madalya dahi alamadan kapattığımız olimpiyat oyunları olarak tarihe geçti.

1980 MOSKOVA

19 Temmuz - 3 Ağustos 1980 günleri arasında Sovyetler Birliği'nin başkenti Moskova'da düzenlenen Oyunlar'a 80 ülkeden 1115'i bayan 5189 sporcu katıldı.

Sovyetler Birliği'nin Afganistan' işgal etmesini Olimpiyat ruhuna aykırı bulan, aralarında Türkiye'nin de bulunduğu ve Amerika Birleşik Devletleri'nin başı çektiği 33 ülke 1980 Moskova'yı boykot ettiler. Oyunları Sovyetler Birliği Devlet Başkanı L.Brejniev açtı.

1984 LOS ANGELES

28 Temmuz-12 Ağustos 1984 tarihleri arasında Los Angeles kentinde gerçekleştirilen oyunlara 140 ülkeden 6829 sporcu katıldı.

Bu kez de Sovyetler Birliği ile onu destekleyen ülkeler Los Angeles Yaz Olimpiyatı'nı boykot ettiler.Olimpiyat açılışını ABD Başkanı Ronald Reagan yaptı.
Türkiye Olimpiyatlara 2'si bayan 48 sporcuyla katılırken, tam 36 yıl sonra ilk kez minder dışında bir branşta madalya kazandık. Boks dalında mücadele eden Eyüp Can ve Turgut Aykaç bronz madalya kazanan isimler olurken Türkiye'nin 3. ve son madalyası yine bronz oldu. Ayhan Taşkın artı 100 kiloda Türkiye'ye bronz kazandıran üçüncü isim oldu. Türkiye, Los Angeles'ta atıcılıkta 4, atletizmde 5, boksta 6, okçulukta 3, judoda 4, halterde 4, güreşte 16, yüzmede 4, yelkende 2 sporcuyla mücadele etti.

1988 SEUL

17 Eylül-2 Ekim 1988 tarihleri arasında Güney Kore'nin başkenti Seul'de düzenlenen Oyunları Güney Kore Devlet Başkanı S. Mi-Chung açtı.

Türkiye Seul'de 5'i bayan toplam 50 sporcuyla mücadele ederken, Olimpiyatlara ise 159 ülkeden 2 bin 194'ü bayan toplam 8 bin 391 kişi katıldı.
1988 Seul Olimpiyatları'nda ilk kez bir Türk sporcusu Olimpiyat rekoru kırma başarısı gösterdi. Naim Süleymanoğlu halterde Türkiye'ye altın madalya kazandırırken, serbest güreşte Necmi Gencalp gümüş madalyayla Türkiye'ye döndü. Türkiye, Seul'de atıcılıkta 2, atletizmde 4, boksta 4, okçulukta 6, judoda 4, yelkende 3, yüzmede 2, halterde 5, güreşte 12 ve tekvandoda 8 sporcuyla mücadele etti.

1992 BARSELONA

24 Temmuz - 9 Ağustos 1992 tarihleri arasında İspanya'nın Barselona kentinde düzenlenen Oyunları İspanya Kralı Juan Carlos açtı.

Barselona Olimpiyatları'na 169 ülkeden 2 bin 704'ü bayan toplam 9356 sporcu katıldı. Türkiye'yi ise olimpiyatlara 8'i bayan toplam 47 kişi temsil etti. Türkiye Barselona Olimpiyatları'nda 2 altın, 2 gümüş ve 2 bronz olmak üzere toplam 6 madalya kazanırken, Olimpiyatlar tarihi boyunca ilk kez bir Türk bayan sporcu kürsüye çıkma başarısı gösterdi. Türkiye adına, halterde Naim Süleymanoğlu ve grekoromen güreşte Mehmet Akif Pirim altın madalya kazanan isimler olurken, serbest güreşte Kenan Şimşek ve grekoromende Hakkı Başar gümüş madalya kazandılar. Judoda Hülya Şenyurt ve yine serbest güreşte Ali Kayalı ülkemize bronz madalya kazandıran isimler oldular.

1996 ATLANTA

19 Temmuz - 4 Ağustos 1996 günleri arasında Amerika Birleşik Devletleri'nin Atlanta kentinde yapılan Oyunları A.B.D. Başkanı J. Carter açtı.

197 ülkenin katılım gösterdiği Olimpiyat Oyunları'nda 3 bin 512'si bayan toplam 10 bin 318 sporcu mücadele etti Türkiye adına ise 9'u bayan toplam 54 sporcu Olimpiyatlara katılım sağladılar. 1996 Atlanta Olimpiyatları Modern Olimpiyat Oyunları'nın 100. yılı olması münasebetiyle büyük önem teşkil ederken haltercimiz Naim Süleymanoğlu bir kez daha altın madalyaya ulaşarak tarihe geçti. Sporcularımız Atlanta'da Halil Mutlu ve Naim Süleymanoğlu'yla halterde, Hamza Yerlikaya ve Mahmut Demir'le altın madalya kazandık. Boksta Malik Beyleroğlu gümüş, güreşte ise Mehmet Akip Pirim ülkemize bronz madalya kazandıran isimler oldular. Türkiye Olimpiyatlar sonunda madalya sıralamasında 20. sırada yer aldı.

2000 SİDNEY

2000 Sidney Olimpiyat Oyunları, 15 Eylül -1 Ekim 2000 tarihleri arasında Avusturalya'nın Sidney kentinde gerçekleştirildi.

Sidney'de 199 ülkeden toplam 10 bin 651 sporcu arasında Türkiye'nin 15'i bayan toplam 59 sporcusu vardı. Türkiye'yi bu oyunlarda atıcılıkta 2, atletizmde 6, boksta 9, güreşte 12, halterde 8, judoda 3, okçuukta 6, tekvandoda 2, yelkende 4, yüzmede 7 sporcu temsil etti. Güreşte Hamza Yerlikaya, halterde Halil Mutlu, judoda Hüseyin Özkan altın madalya alarak Sidney'de İstiklal Marşımızı çaldıran isimler oldular. Güreşte Adem Bereket ve tekvandoda ise Hamide Bıçkın bronz madalya kazanan sporcularımız oldular. Türkiye 2000 Sidney Olimpiyatları'nı toplam 5 madalyayla 26. sırada tamamladı.

2004 ATİNA OLİMPİYATLARI

Atina 2004 Olimpiyat Oyunları, 13 Ağustos - 29 Ağustos 2004 tarihleri arasında Yunanistan'ın başkenti Atina'da gerçekleştirildi.

Olimpiyat Oyunlarına tam 201 ülke katılım sağladı. Olimpiyatlarda 4 bin 309'u bayan toplam 10 bin 568 sporcu mücadele etti. Türkiye Olimpiyatlara 21'i bayan toplam 66 sporcuyla karılım sağladı. Türkiye Olimpiyatlar sonucunda 3'ü altın, 3'ü gümüş, 4'ü de bronz olmak üzere toplam 10 madalya kazandı. Türkiye'ye altın kazandıran isimler, halterde Nurcan Taylan, Halil Mutlu ve Taner Sağır olurken, boksta Atagün Yalçınkaya, tekvandoda Bahri Tanrıkulu, güreşte ise Şeref Eroğlu gümüş; atletizmde Eşref Apak, güreşte Aydın Polatçı ve Mehmet Özal, halterde ise Sedat Artuç ülkemize bronz madalya kazandırdılar.

2008 PEKİN

Çin'in başkenti Pekin'de düzenlenecek olan 29. Yaz Olimpiyat Oyunları'nda Türkiye 12 branşta 68 sporcu ile temsil edilecek. 16 sporcuyla atletizm ilk sırada yer alırken, güreş 13, yüzme 11, halter 6, yelken 6, boks 5, tekvando 4, masa tenisi ve okçuluk 2'şer, atıcılık, judo ve bisiklette ise 1'er sporcuyla Türk sporcular Pekin'de boy gösterecek.

Olimpiyatlarda 11 yabancı asıllı sporcu, Türkiye adına madalya kazanabilmek için mücadele edecek. Ay-yıldızlı formayla oyunlarda madalya arayacaklar arasında Ukrayna ve Etiyopya asıllı sporcular çoğunluğu oluşturuyor. Yüzmede 3 Ukrayna, atletizmde de 3 Etiyopya asıllı sporcu var. Bunları 2 Çinli ile Güney Afrika Cumhuriyeti, Belarus ve Rusya'ya bağlı Dağıstan Cumhuriyeti'nden birer sporcu izliyor. 5 yabancı asıllı sporcuyla yaz oyunlarında Türkiye adına mücadele edecek olan atletizm ilk sırada yer alırken, bunu 3 sporcuyla yüzme izliyor.
Güney Afrika asıllı Melis Mey (Karen Mey) henüz 2 hafta önce Türk vatandaşlığına geçerek, Türkiye adını yarışacak son sporcu olma özelliği taşıması dikkat çekiyor.

İHA
Ara
Cevapla


Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi